banner

Zonguldak Alatlı’dan Kartal Organik Pazarı’na

Doğuştan çiftçi. Eli, ayağı, hayatı, her şeyi ‘toprak’ ve ‘tohum’. O, toprağına, atalarından beri kullandığı, genetiği hiç bozulmamış tohumlarına iyi bakmış, onlara sadık kalmış, toprak da O’na her gün en güzelini, en sağlıklısını sunuyor. Zonguldak Alatlı’da yıllardır organik tarım yapan Neşe Aykız, tarlasında yetiştirdiği sebze ve meyveleri Kartal Organik Pazar’daki tezgahında artık birebir tanıdığı, çoğuyla arkadaş olduğu müşterilerine getiriyor. Dalından bir gün önce toplanmış ürünleri almak isteyenler ellerinde bez pazar torbalarıyla Pazar günü Buğday Derneği’nin denetimindeki pazarın yolunu tutuyor.

Neşe ablacım nasıl başladın organik tarıma?
Zaten çiftçiyiz, kendimize yetecek kadar tarım yapıyorduk. Eniştem Zonguldak Alatlıdaki arazisi için organik tarım sertifikasına sahipti, biz de onlara yıllardır ürünlerin ekiminde, bakımında, hasadında yardımcı oluyorduk. Bu kurduğumuz pazar yeri onlarındı, her pazaryerine gidemedikleri için burayı bana verdiler. Üç senedir tarlamızı miktar olarak daha çok ekmeye başladık. Alatlı’da yetişebilecek ne varsa yetiştirip organik tarım yapıyoruz.

Neler yetişiyor sizin toprakta?
Biz hiç bir şeyi dışarıdan almayız. Zonguldak’ta yetişmeyen şey sadece muz. Avakado ve ananası da denemediğim için bilmiyorum. Onun haricinde aklınıza ne gelirse hepsini yetiştiriyoruz. Karadeniz iklimi olduğu için elverişli. Ah bir gelip görseniz, Temmuz- Ağustos gibi pembe bir karpuz olur Zonguldak’ta. İstanbul’a getiremeden orada biter zaten, çok tatlıdır, suludur ve lezzetlidir. Çiftçiler karpuz olmaz diye ekmiyor. Biz 3 senedir karpuz ekiyoruz. Kalırsa buraya pazara da getiriyoruz.

Fındık bahçemiz ve ceviz ağacımız var. Bunlara daha çok mahsül versin diye asla ilaç vermiyoruz. Köy yerinde kimse ilaç vermez, birkaç sene büyüsün diye dibini çapalar. Ağaç meyve vermeye başladığı zaman ne verirse onu alır. Bu sene olmadıysa hiç sorun değil, seneye alır. Meyve olsun diye ekstra bir şey yapılmaz.

Geçen haftalarda kar yağdı. Ne yaptın? Ürünün zarar gördü mü? Sebzeler donmadı mı? İzmir’de kar yağınca enginar tarlaları mahfolmuş…
Kar yağmaya başlarken pırasayı topladık. Sebze meyveleri kardan koruma amaçlı yaptığımız seralarımız var. Bu haftaki sebzeleri kar yağmadan birkaç gün önce dışarıdan topladım. Ispanak, marul, roka, tere gibi sebzeler hep seradan. Seranın üzerine kar birikti ama çökmemesi ve sebzelere zarar vermemesi için karı döktük. Kuru kaldıkları için hiç bir sorun yok mahsulde.

Ispanak da ekiyorsun değil mi? En zoru da ıspanağı toplamak…
Ispanak da ekiyoruz. Toplaması çok zordur ıspanağı. Bıçağı alıp köklerinin altından, kesekten alıyorum. O gün tarlada çalışacak birine iki katı yevmiye versen bile kimse gelmiyor çünkü toplaması çok çileli. Kolumun bir tanesi soğuktan ağrıyor. Ayakta duramıyorsun, otursan toplayamıyorsun.

Bu pazardaki tüm ürünler Buğday Derneği tarafından üretim aşamasından bile önce ve sonra denetleniyor, sizlere öyle onay veriliyor bu tezgahları açabilmeniz için. Dernekten herhangi bir eğitim aldınız mı peki?
Biz zaten köylüyüz ya. Atadan beri, tarım yaparken de zaten kimyasal ilaç kullanmıyorduk. En fazla hayvan ya da tavuk gübresi kullanıyorduk. Buğday Derneği bilgisi doğrultusunda yapıyoruz her şeyi. Gerekli olduğu zaman yardımcı oluyorlar. Bu işe başlarken eğitimi veriyorlar zaten. Çiftçiyiz, köylüyüz, o yüzden ne yapmamamız gerektiğini biliyoruz. Dernek de Tarım Bakanlığı da senede üç kere denetim yapıyor. Kışlık ürünler için de geliyorlar, baharda da yaz sonu da gelip denetliyor, numune alıyorlar. Bu tezgahta ne varsa hepsinin kaydı var. Ürünlerin kontrolü yapılıyor. Sabah hangi üründen kaç adet getirdiysek ve akşam tezgahta ne kaldıysa hepsini Buğday Derneği’ne iletmek zorundayız, bunun envanterini tutuyorlar, kayda alıyorlar. Yani ben yıllık 10 ton ıspanak ektiysem 11 ton ıspanak satamam burada. Hemen organik sertifikamı iptal etme yetkileri var.

Peki bir günün nasıl geçiyor Zonguldak’ta?
Kışın çok işimiz olmuyor, daha çok seralarla ilgileniyoruz. Yabani otları temizliyorum, kışları genelde evde oluyoruz. Hep birlikte, ailecek yapıyoruz bu işi. Asıl iş baharda ve yazın.

Senin tezgahında daha önce görmediğim bir sebze var, kök bitki bu galiba, nedir adı?
Ona hodan diyorlar, ıspıt ya da haldirik de diyebiliyorlar. Tadı güzeldir, sucuklu yumurtalı veya sırf yumurtalı çok lezzetli olur. Bağırsaklara iyi gelir, hazmı kolaylaştırır. Şu an kök olarak var ama bahara doğru çiçeklenir, güzel olur. Şimdiki tadı bahardakinden güzeldir. Haşlayıp suyunu süzdükten sonra soğanla kavurur, içine yumurta kırarım.

Tarlanda ektiğin sebze meyvenin tohumunu nereden alıyorsun?
Benim ektiğim tohum annemin babaannesinden gelen tohumlar. Kırmızı pancar, pazı, kabak, salatalık, biber hepsi atalarımızdan beri kullandığımız tohumlar. Tohumlarımı hep sakladım. Tarım Bakanlığı’ndan denetime geldikleri zaman hangi tohumu kullandığını göstermek zorundasın zaten. Patatesimizin tohumu da farklıdır. Bolu’ya yakın olduğumuz için patates daha sarı, daha tatlı olur. Yediğin zaman ağzında kum gibi olmaz. Haşlama ya da fırında çok güzel olur. Burada patates satamıyorum çünkü kendi evimize ancak yetiyor. Bazen organik pazarlarda değil, normal pazarlarda görüyorum, çiftçi kadınlar halden gidip domates alıp tezgaha koyup organik diye satıyor. O domatesi organik diye satın alan insanlara şaşırıyorum kestiklerinde köy domatesi ile sağlıksız domatesi ayıramıyorlar mı diye.

‘Organik ürünler pahalı’ diye genel bir algı var…
Verilen emeğe göre normal. Semt pazarlarında, marketlerde satılan bazı şeyler bizim sattığımız sebzelerden daha pahalı. Oradan aldığın sebzeden bir tabak yiyeceğine iki kaşık ye ama sağlıklı beslen. Zaten deneyince, tadınca anlıyor müşterilerim ne demek istediğimi. Çoğu müşteri buradakilerin organik olmadığını düşünüyor ama alıp tadına baktıktan sonra her hafta düzenli olarak gelmeye başlıyor. Yumurtanın gerçek yumurta olduğunu bir tek tadından anlarsın. Beyaz ya da sarısından anlayamazsın mesela. Deneyip görmesi lazım insanların. Allah’tan başka hiç kimse bilmez kimin ne zaman gideceğini ama en azından sağlıklı yaşarsın. Benim verdiğim soğan iki gün az ya da fazla yaşatmaz ama insan sağlıklı yaşar.

Zonguldak’tan getirdiğin sebze meyve o gün içinde bitiyor mu?
Çoğu bitiyor ama kalan varsa yanımdaki tezgahlardaki komşularıma veriyorum. (ben röportajı yaparken son kalanlar da bitiyor)

Senin çiftliğine yurt dışından da ziyaretçiler geliyormuş, kalıyormuş. Merak edenler, köy hayatını bir nebze olsun yaşamak isteyenler gelebilir mi?
Yurt dışından misafirler geliyor, kalıyor. Gönüllü olarak geliyorlar, hem tatil yapıyorlar hem de organik tarım nasıl yapılır öğreniyorlar, bizimle sebze meyve ekiyorlar. Bizimle birlikte çalışıp birlikte yer sofrasında yemek yiyorlar. Bir hafta bizde kalıp bir hafta başka bir çiftlikte kalabiliyorlar. Zonguldak’a gelip görmenizi isterim, nerede ne yetiştirdiğimizi görürsünüz. 100 TL ile gidip gelirsiniz günübirlik.

Müşterilerinle akraba, arkadaş gibi olmuşsun artık. Her gelen isminle ya da Neşe abla diye hitap ediyor…
Evet öyle. Çocuklarının ismini, doğumgünlerini hepsini biliyorum, müşterilerimle 40 yıldır tanışıyormuş gibi sohbet ediyoruz, bir sürü şey paylaşıyoruz.

Neşe Hanım sahiden müşterileriyle arkadaş gibi olmuş, ailecek tanışıyorlar, birbirlerinin hatrını sorup çoluk çocukla ilgili bilgi alıyorlar birbirlerinden. ‘Bu ne kadar lezzetli bir şeymiş ya, benim oğlan çok beğendi’ diyen Fatma Eryaz geliyor tezgaha. Eryaz özel bir şirkette finans bölümünde çalışıyor. 18 aylık bir oğlu var ve yaklaşık 6 aydır düzenli olarak Kartal Organik Pazarı’dan alışveriş yapıyor. ‘Hodanı Neşe abla tavsiye etti. Eşim de Zonguldaklı olduğu için biliyor, aldık yaptık ve çok sevdik. Yumurtalı ve bol taze soğanlı harika oldu.’ diyor. ‘Bugün neler aldınız?’ soruma ‘Kardan dolayı tezgahlar boş, pek bir şey alamadık, fiyatlar yüksek ama bebek olduğu için mecburen alıyorum.’ diye cevap veriyor.

Kartal Organik Pazar’da Fiyatlar:
Elma: 4- 5 TL
Pancar 5 TL
Yer elması: 6 TL
Kivi: 7 TL
Hodan: 8 TL
Soğan: 1,5 TL
Pırasa: 4 TL
Balkabağı: 4-5 TL
Greyfurt: 3,5
Iğdır Poleni: 13 TL (100 gr)

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz