banner

Restoranların medya ile imtihanı

Bugün İstanbul gibi bir metropolde bir restoran açmak büyük iş, büyük emek, büyük operasyon…

Lokasyonu, konsepti, menüyü, çalışanları, ürün kalitesini, servis hizmetini, manzarayı, hijyeni hatta son yıllarda ‘yeşil restoran’ olabilme şartlarını bile en ince ayrıntısına kadar planlamak durumundasınız. Dolayısıyla biz müşteri olarak mekanda sakin sakin yemek yerken, arkada kocaman bir organizasyon sistemin dişlilerini aksatmadan yürütmeye çalışıyor, her sabah yine yeniden sıfırdan başlayarak…

Bunun yanında mekan sahibi olarak ne kadar şahane bir konsept oluşturursanız oluşturun, mekanınıza gelen kişinin mekanınızdan ayrıldığı an hissettiği duygu kadar başarılısınız. Elbette burada oturduğu andan itibaren her şeyde kusur arayan bir müşteriyi kastetmiyorum.

Sürdürülebilir bir başarı için en alt kademede çalışandan işletme sahibine kadar kurum kimliğini bir bütün olarak yansıtmak son derece önemli. Mekanda her şeyin güllük güzellik ilerlediğini farz ettiğimiz bir anda aslında işler hiç de sandığınız gibi gitmeyebilir. Mekanınızda oturan ve normal bir müşteri gibi görünen bir gazetecinin veya bloggerın ufacık bir memnuniyetsizliği, elinizde olmadan mekanınıza yüzlerce belki binlerce kişinin gelmesini engelleyebilir.

Peki mekanınızda bir gazeteci veya blogger varsa veya bu kişileri siz ağırlıyorsanız  nelere dikkat etmeniz gerekir? Dikkat etmek için illa yazılı veya görsel basında, dijital mecralarda yazı yazan birisinin mi olması gerekiyor?

Elbette hayır… Mekanınızda ağırladığınız kişinin kim olduğunu bilmiyorsanız, özelikle sizin davetinizle gelmemişse zaten bir mekanda her müşteri, ayırt edilmeksizin aynı hizmeti almalı, aynı güleryüzü, ilgi ve ihtimamı görmeli. Bazı mekanlarda garsonların müşterinin kıyafetine göre bile beden dilinin değiştiğini, en büyük yanılgının bu olduğunu hatırlatmak isterim 🙂 Sıradan bir kıyafetle mekanınıza giren bir isim size milyarlık hesaplar bırakabilir, illa cemiyetten tanıyor olmanız gerekmiyor.

Size haber verme gereği duymadan arkadaşıyla mekanda yemek yemeye gelen bir blogger veya yazara da denk gelebilirsiniz. Ki çoğu, her akşam yemeğini davet edildiği yerde yemiyor. Çoğunlukla gezmeyi seven kişiler oldukları için bir akşamda birkaç mekan gezebiliyorlar. Bunun için çalışanlarınızı işlerini her zaman en iyi şekilde yapacakları şekilde yetiştirmeniz gerekiyor. Çalışan sizi rahatlıkla batırabilir de yüceltebilir de…

Gazeteciyi veya bloggerı siz davet ettiyseniz durum biraz daha ciddi. Önceden planlanmış bu tarz ziyaretler iyi koordine edilirse, size reklam ve pr olarak dönebilir.

Bunun için;

1- Samimiyetle laubalilik arasındaki çizgiyi sizin veya PR ajansınızın çok sıkı koruması gerekiyor.

2- Gelecek misafirinizin hangi medya kuruluşundan olduğunu ajansınızdan öncesinde öğrenmek ve misafiriniz gelmeden önce kendisiyle ilgili ufak bir araştırma yapmak size avantaj sağlayacaktır. Kim sevdiği içkinin o söylemeden önüne gelmesinden hoşlanmaz ki?

3- Ziyaretçilerinizin masasının rahat edebilecekleri bir konumda olmasına dikkat edin. Nasılsa ödeme yapmayacaklar diye misafirlerinizi mekanın en ücra köşesinde ağırlamayın, mümkünse en iyi manzaralı masayı önceden onlara rezerve edin. Gelen kişilerden birisi aslan burcu ise zaten kafadan bir eksi puan yazılır hanenize 🙂

4- Ziyaretçinize ilgi çekici bir masa hazırlayın. Masada her şeyi aynı anda sunarak ilgi çekmeyi değil, ziyaretçinizin aklında kalacak bir yönünü ön plana çıkararak farklılık yaratmayı deneyin.

5- Konuk olarak geldikleri için, hesap ödemeyeceklerini bilen personelinizin bahşiş almayacakları için kötü hizmet verme olasılığı riskini en baştan ortadan kaldırın. Hatta mekanınızın vitrininde en iyi çalışanlarınızı bulundurun.

6- Gazeteciler ile bloggerları aynı gün ağırlamayın. Hatta keyifli bir akşam geçirmeleri için birbirini tanıyan birkaç gazeteciyi veya ayrı bir akşamda birbirini tanıyan birkaç bloggerı aynı masada ağırlayın. Geniş çaplı bir davet veriyorsanız, benzer profillere uygun ve birbirini tanıma ihtimali olan isimleri yan yana getirmeye gayret edin. Bir seferde tek bir medya kuruluşunu ağırlamak istiyorsanız editör veya yazarların iki ya da üç kişilik grup olarak ziyaret etmelerini sağlayın. Gazeteciyi veya bloggerı tek kişilik masada ağırlamayın. Tek gelebilecekse partneriyle veya bir arkadaşıyla seve seve ağırlayabileceğinizi iletin.

7- Ziyaretçilerinizin mekanla ilgili sorabileceği her türlü soruya hazır olduğunuzdan emin olun. Etin geldiği yerden, mutfaktaki şefe, peçetenizin renginden logonuza kadar pek çok soruyla karşılaşabilirsiniz.

8- Sunduğunuz yemeklerin içeriğinden emin değilseniz, yemeği yapan şefi masaya çağırın ve sorulara cevap vermesini sağlayın. Şefiniz tanınmış bir isimse mutlaka masada bir süreliğine oturmasını ve konuğunuzla sohbet etmesini sağlayın.

9- Özellikle blogger ağırladığınızda ortamın aydınlatılmasına dikkat edin. Karanlık bir ortamda hiçbir blogger fotoğraf çekmek için kendisini zorlamak istemeyecektir. Normalde loş bir ortamda hizmet veriyor olsanız bile o gün mekanınızı aydınlık hale getirin, ayarlayabiliyorsanız sadece o masayı beyaz ışıkla aydınlatın veya mümkünse konuklarınızı onlara özel bir ortamda ağırlayın. (Hatta yerinizde olsam bir ek flaş alırdım 🙂 ) Böylelikle restoranın içinde elinde tabakla gezen blogger görüntüsünü önlemiş olursunuz. Fotoğrafçıyla gelen gazeteci de aydınlık bir ortam tercih edecektir. Ajansınız yoksa, fotoğrafçıya özel, gündüz saatlerinde bir çekim günü ve saati koordine edebilirsiniz. Böylelikle gazeteci de fotoğrafla ilgili gerginlik yaşamamış, yemeğin keyfini çıkarmış olur. Unutmayın flaşlı çekim yerine doğal ışıkta yapılan çekim her zaman yemeği daha sıcak gösterir.

10- Yeni tanışıyorsanız ve arkadaşı değilseniz tüm akşam boyunca gazeteci veya bloggerla aynı masada oturmayın. Ara sıra kalkıp diğer masalarla ilgilenebilir veya yanlarından bir şeyi bahane ederek zaman zaman kalkabilirsiniz. Konuğunuza masadaki diğer konuklarla günlük şeylerden de sohbet edebilme imkanını tanıyın. Bir iş gibi görünse de kişinin kendisini rahat hissedeceği ve kafasını dağıtabileceği bir ortamda olması mekanınızla ilgili olumlu bir imaj çizecektir. Gazeteciyi gündüz ağırlıyorsanız yanında daha uzun kalabilirsiniz, hatta tek gelmişse masadan hiç kalmamanız daha mantıklı olacaktır.

11- Gazeteci veya bloggerların mekanınızı ziyaret edebileceği saati kendilerine bırakın. Çoğu gazeteci mesai saatlerinde mekanınızı ziyaret etmek isterken, beyazyakalı olan pek çok blogger ise akşam 19.00 sonrasında uygun olabiliyor. Bloggerları özellikle kahvaltınız için davet etmeyi düşünüyorsanız haftasonunu tercih edin. Yanlarında bir arkadaşlarıyla veya partnerleriyle gelmeleri çoğu zaman hakkınızda olumlu bir yazı yazılmasını sağlar. Hiçkimse partnerini evde yalnız bırakıp bruncha gelmek istemez.

12- Konuklarınıza ‘hakkımızda iyi yazacak’ gözüyle bakmayın. Bir hesap ödemedikleri için onlara nimet sunuyormuşsunuz gibi hissettirip karşılığında hakkınızda yazı yazması, video çekmesi veya sosyal medyada paylaşım yapmak zorunda olduğunu hissettirmeyin. Unutmayın bu kişiler haftada 5- 15 arasında mekan geziyor ve sunduğunuz yemeği, mekanı beğenirlerse zaten saydığım bu ‘emek gerektiren’ işlemleri gönüllü olarak yapacaklardır.

13- Ziyaretçilerinize mekana gelmeden önce nasıl bir menü ile karşılaşabileceklerinden, neleri deneyimleyeceklerinden yüzeysel olarak bir basın bülteniyle bahsedin. Bloggerlar aldıkları bu bilgileri ilk postlarında kullanacaklardır. Gazeteci ve bloggerların ziyaretleri sonrasında ertesi sabah denedikleri yiyecek ve içeceklerin içeriğini maille paylaşın. Paylaşacağınızı yemek sırasında iletin ki not alma derdine düşüp yemeği ıskalamasınlar ve davetinizin keyfini çıkarsınlar.  

14- Hedef kitlenize hitap ettiğini düşündüğünüz gazeteci ve bloggerları sosyal medyada takip edin. Hangi mekanlara gittiğini, neler denediğini, neleri beğenip beğenmediğini, ne tarz eleştirilerde bulunduğunu, neleri yemediğini önceden bilirseniz hem yemek sırasında sohbetiniz daha hızlı ilerleyebilir hem de yeni açılan ve vakit bulup gidemediğiniz mekanlarla ilgili neler düşünüldüğünü, diğer mekanların menülerini ve hedef müşteri kitlenizi sosyal medyadaki feedbacklerden takip edebilirsiniz.

15- Ziyaretçiniz blogger ise, normalde müşterilerinize sunduğunuz porsiyonu servis edin, kaşıkla servis yaptırmayın. Bloggerın yemeğin tamamını görüntülemesine olanak tanıyın. Onu takip edenlerin tabaktaki miktarı az görmesi fiyat- hizmet dengesinde algıda yanılgıya ve potansiyel müşterilerin mekanınıza gelmemesine ve hatta fotoğraf altına olumsuz yorumlara yol açacaktır. Kaşıkla servis yapmak istiyorsanız bloggerın fotoğraf alması için mutlaka orjinal porsiyondaki yemeklerden bir masaya hazırlattırın.

16- Mekanınızın yeni açıldığını duyup sadece uğradığını söyleyen gazeteci veya bloggerdan hesap almayın, ikramınız olduğunu iletin. İsimden emin değilseniz imkan yaratıp hemen internetten check edin. İçtiği kahvenin fotoğrafını çeken bloggerın, binlerce takipçisi olduğunu bildiği halde hesap alan mekan sahiplerinin sonra blogger fotoğraf paylaşmadığı için hayıflandığını biliyorum. Bloggera sunacağınız bir kahveyi esirgerken onun paylaştığı bir fotoğrafı görüp mekanınıza akın edecek binlerce müşteri potansiyelini, hele hele yeni açılmış bir mekansanız sakın kaçırmayın. Bunun yanında kim olduğunu bildiğiniz halde etkili bir mecrada yazan gazeteciden hesap alma hatasına düşmeyin. Kendisi ödemek isterse imkan tanıyın ama ikramınız olduğunu en az iki kez belirtin. Mutlaka ödemek istediğini belirtirse hesabı alın 🙂

Başka sorunuz varsa lütfen bana mail atın 🙂

hulya_meral@hotmail.com

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz