banner

Restoranda Görgü (Adab-ı Muaşeret)

İnsan nedir sorusuna, insan önce bireydir diye cevap verebiliriz ancak birey olan insanın kökeni toplumdur. Aristoteles, “İnsan toplumsal bir canlıdır” der.

Bu düşüncenin ışığı altında insanı toplumsal bir varlık olarak belirlersek, insanın yaşamını da toplumsal yaşamdan soyutlamak mümkün olmaz. İnsan, toplumsal bir varlık olduğuna göre onun ürettiği kültür de bir bütünün bir parçasıdır ve toplumun sosyal ve kültürel yapısını etkiler.

Yemeğin sosyo-kültürel bir iletişim aracı olması toplumların gelişmişlik düzeyiyle yakından ilgilidir. Kasper Malinowski, yemek yemenin ihtiyaçları gidermenin ötesindeki toplumsal işlevlerinden bahsederek, statü simgesi, dostluk, arkadaşlık ve iletişim, hediyeleşerek paylaşma, toplumsallaştırma aracı olarak yiyeceklerin, ailenin yüceltilmesi, üstün tutulması gibi işlevlerinden söz eder.

Yemek sosyal iletişim biçimi

Bu açıdan bakıldığında yemek yemek karın doyurmanın çok ötesinde bir ritüel, bir sosyal iletişim biçimi. Ülkemizde de dünyada da çok farklı gelenek görenekler, toplumsal ritüeller, bayramlar, özel kutlamalar, bünyesinde mutlaka bir yemek kültürünü, bir yeme içme eylemini barındırıyor. Gün içinde en az 3 kez tekrarlanan bu kültürel olgu, hiçbir kültürde sabit değil, sürekli hareket halinde.

Çoğunlukla bir arada yenen yemekler ve bu iletişim biçimi geçmişten günümüze bir sofra adabının ortaya çıkmasını sağlamış dolayısıyla yeme eylemi sırasındaki davranış kalıplarını belirleyen sofra kuralları ortaya çıkmış.

Sofra adaplarının, toplumdan topluma farklılık gösterdiği açık. Örneğin Uzak Doğu’ya ya da Hindistan’a seyahat edilecekse yeme içme kuralları ve sofra adabını detaylıca öğrenmekte fayda var zira farkında olmadan yapılan olağan bir hareket, o kültür tarafından çok büyük hakaret içeren bir unsur taşıyor olabilir.

Dünyanın büyük bir çoğunluğu tarafından kabul görmüş kurallara uymak çoğu zaman her ortama uygun olacaktır. Tıpkı diğer görgü kuralları gibi bir restorana gidildiğinde de uyulması gereken çeşitli kurallar mevcut. İnsanlar bunlara uymamakta özgürdür ancak aynı ortamı paylaştığınız ve iletişim içerisinde olduğunuz kişileri rahatsız etmemek, her şeyin belli bir düzende, hoşgörü ile ilerlemesini istiyorsak kurallara uymak bize her zaman büyük konfor sağlar.

Bir restorana yemeğe gittiğimizde dikkat edersek vezir, etmezsek rezil edecek kabul görmüş görgü (adab-ı muaşeret) kuralları nelermiş bir göz atalım.

Restorandan içeriye girerken sizi karşılayan biri varsa mutlaka selam verilir, sizi yönlendirmesi beklenir.

Rezervasyon yaptırdıysanız yerinizi gösterecek görevli beklenir ve gerekli bilgi verildikten sonra görevlinin sizi masanıza yönlendirmesi beklenir.

Rezervasyonsuz gittiyseniz yine görevlinin uygun bir masa göstermesi beklenir. Zira sizden önce gelerek bekleme sırasına ismini yazdıran kişiyi atlamamış olursunuz.

Yerinizi gösteren kişi masanıza doğru yer gösterirken arkasında kadın, kadının arkasında erkek yürümelidir. Yer gösteren biri yoksa erkek önden gidip kadına öncülük edebilir.

Yanınızda pardösü, mont, kaban varsa erkekler bu tarz eşyalarını vestiyere bırakır, kadınlar yanına alabilir.

Restorana gittiğinizde gelen menü incelenir, menü kapanmadan garson masanıza gelmez. Bu sebeple siparişe karar verildiyse menü kapatılır, garsonun gelmesi beklenir.

Çanta, gözlük, cep telefonu, anahtar gibi eşyalar yemek masasının üzerine konulmaz.

Sevgili veya eşle yemeğe gidiliyorsa karşılıklı oturulur.

Sosyal bir ortamda eşlerin yan yana oturması uygundur. Kadın erkeğin sağ tarafında oturur.

Günümüzde kadın veya erkek pek fark etmese de genelde siparişler erkek tarafından verilir.

Ağızdaki leke veya yağları silmek için kullanılacak olan bez peçete, yemeğe başlarken ağzı kendinize dönecek şekilde ikiye katlanır ve kucağa konur. Yemeğe ara vermeniz veya kalkmanız gerekiyorsa peçete tabağın sağına, kısa süreli ayrılmak gerekiyorsa sandalyenin üzerine bırakılır.

Yemek yerken ağızdan çıkarılması gereken veya istenmeyen cisim ile tavuk, balık iskeleti, artığı gibi bir şey varsa masadakilere gösterilmeden mutlaka peçete yardımıyla alınır, peçetenin içine bakılmaz, masadakilerin göremeyeceği bir yere konur.

Yemekten kıl, tüy gibi yabancı maddeler çıktıysa masadakilere gösterilmeden tabaktan alınır, yemeğin değişmesi isteniyorsa garsona iletilir.

Toplu bir yemeğe gidilmişse masada bulunan erkek kalkarak yeni gelen kişilerle tokalaşır, kadın kalkmadan tokalaşır.

Kadın tokalaşmak için elini kaldırmadan kadınla tokalaşmak zarif bir hareket olarak görülmez.

Bir davette veya yemekte kadın elini uzatmamışsa erkek elini uzatmamalı. Nezaket kuralı gereği kadınlar elini uzatmak zorunda değildir, başı ile nazikçe selam verebilir.

Eller masanın altında olmamalı, dirsekler masanın üzerine konup eller birleştirilmemeli. Bir el mutlaka masanın üzerinde olmalı.

Masadaki son servis edilen kişiye kadar yemeğin gelmesi beklenir, herkes başlamadan başlanması nazik bir hareket değildir.

Yemekte kullanılan çatal bıçak dıştan içe doğru kullanılır, en son tabağın kuzey (ön) kısmındaki küçük çatal veya tatlı kaşığı ile tatlı yenir.

Bıçak sağ elle tutulur, işaret parmağıyla bıçağın sırtından destek alınır, çatal sol elle tutulur.

Çorba kaşığı sağ elle kullanılır. Kaşığın kullanım yönü değişebilir. Fransızlar çorbayı kaşığın ucu ile içerken İngilizler ve Amerikalılar yan tarafı ile içerler. Her ikisi de uygulanabilir. Çorba içildikten sonra kaşık masa örtüsünün üzerine konmaz, kasenin altındaki tabağın sağına bırakılmalıdır.

Makarna yerken kaşık gelmişse, kaşık sol elle tutulur, çatal sağ elle kullanılır. Çatala bir miktar sarılan makarna kaşığın iç yüzeyinde kıvrılarak toparlanır, ağza götürülür.

Kullanılan bardaklarda yağ, yemek kırıntısı, ruj lekesi hoş bir izlenim bırakmaz. Yemekten önce rujun fazlası peçeteyle alınmalı. Dudak kenarlarında yağ veya kırıntı varsa peçeteyle bastırmadan silindikten sonra bardak kullanılmalıdır.

Çatal, bıçak ve kaşık kullanıldıysa asla ortadaki tabaklara sürülmez, yiyecek tabağın içindeki servis kaşığıyla kişinin kendi tabağına alınır.

Çatal ve bıçak peçeteye silinmemeli, temizliğinden şüphe ediliyorsa bir başkasıyla değiştirilmesi sağlanır.

Yemek yerken ağız şapırdatılmaz, içecekler yüksek sesli bir şekilde içilmez. Aynı masada yemek yiyenleri rahatsız etmemek esastır.

Ağız doluyken konuşulmaz.

Yemeğin tadına tuzuna bakmadan tuz atılmaz.

İçecek hiçbir zaman tek seferde bitirilmez, yudum yudum içilir.

Tuzluk veya biberlik gerekiyorsa elden ele dolaştırılmaz, isteyen kişiye uygun bir yere bırakılır.

Masadan yere düşen çatal, kaşık eğilip alınmaz, kırılan dökülen bir şey varsa garsona yardım edilip ortamın düzeni bozulmaz.

Garsondan bir şey isterken ‘lütfen’, ‘rica etsem’, ‘teşekkür ederim’ kelimeleri sıklıkla kullanılmalı.

Yemeğe ekmek banılmaz veya ekmek doğranmaz.

Yemek tabağının sağında küçük ekmek tabağı varsa ekmek koparıldıktan sonra buraya konur, tabağa bırakılmaz. Ekmek tabağı yoksa yenilmeyen ekmek tabağın içine konur, sepete atılmaz, masanın üzerine bırakılmaz.

Kırmızı etle kırmızı şarap beyaz etle beyaz şarap alınır. Beyaz şarap ve şampanya soğuk içilir.

Kırmızı şarap bardağın geniş kısmından tutulurken, beyaz şarap veya şampanya ısınmaması için bardağın ince kısmından iki parmakla kavranır.

Özel davetlerde kürdan kullanılmaz. Bir akşam veya öğlen yemeği yeniliyorsa ve kürdan kullanılacaksa sağ elle kürdan kullanılırken sol elle ağız kapanır. Kullanılan kürdan peçetenin içine bırakılır. Asla tabağın içine, küllüğe veya masanın üzerine bırakılmaz.

Kullanılan kağıt peçete tabağın sağına buruşturulmadan bırakılır. Yemek bittikten sonra tabağın içine konmaz.

Çatal ve bıçağı tabağın içine ters V şeklinde koymak ‘yemeğe ara verdim, devam edeceğim’ anlamı taşır. Çatalın ağzının yukarıda, bıçak ile yan yana paralel hale gelmesi ‘yemek bitti’ demektir. Kaşık çatalı yelkovan ve akrep saat 16.20’ye gelmiş gibi koymak da yemeğim bitti anlamına gelir.

Çift olarak yemeğe gidilmişse yemekten kalkma teklifi önce kadından gelmelidir.

Garsonlarla yüz yüze ve mimiklerle iletişim sağlanır. Yoğunluk olduğu zamanlarda sizi görmüyor olabilir, bu durumda yakasında ismi yazan garsona en uygun anda ismiyle hitap edilir. Asla yüksek sesle seslenilmez, el kol hareketleriyle çağrılmaz.

Mutlaka bahşiş bırakılması gerekir. Kimi restoran hesaba bahşişin dahil olup olmadığını yazar. Dahil edilmemişse hesabın yüzde 5’i, yemek ve servis beğenilmişse hesabın yüzde 10’u kadar bahşiş bırakılır.

Yemek sonrasında masaya hesap geldiğinde erkeklerin hesabı masanın altında, kimseye göstermeden ödemesi uygundur.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz