banner

Ramazan’a dair…

Üniversite’de okurken ilk yılın sonunda üzücü bir şey fark ettik…

Koskoca bir yıl, her üç öğünde, kuru ekmeğin arasına margarin sürerek, üstelik lezzetlensin diye içine baharat serpiştirerek doymaya çalışan, ailesinden aldığı üç kuruşla okumaya gayret eden bir arkadaşımız vardı.

Ne yazık ki bu durumu hiçkimse bir yıl boyunca fark etmemişti. Öğrenir öğrenmez müdahele ettik, bazı öğretmenleri alarma geçirdik. Meğer onların kendi aralarında oluşturdukları bir fon varmış, ihtiyaçlı öğrencilere destek oluyorlarmış.

Genç kızların okuyup güzel bir eğitim görmesinin, erkeklerin eğitim görmesinden çok daha kıymetli olduğunu o yıllarda anlamıştım. Çünkü erkekler bir şekilde bir yere girip çalışabiliyor, yolunu daha rahat bulabiliyor ama büyük şehre ilk kez adım atmış bir genç kız aynı cesaretle hareket edemiyor.

Bununla bağlantılı olarak; pek çok restoran sahibinin, işletmecisinin, mutfak çalışanının bu satırları okuduğundan hareketle, Kosova Prizrenliler Kültür Ve Yardımlaşma Derneği Yön. Kur. Başkanı Nezih Liman’ın yaşadığı bir anıyı sizlerle de paylaşmak istedim:

“Bandırmada şirin bir köfteci dükkânı, içeriye giren müşterilerden biri, garsona “iki köfte biri askıya”der, bir köfte yer ve iki köfte parası ödeyerek çıkar. Garson, panoya fazla olan köfteyi yazar. Biraz sonra içeriye iki kişi daha girer, onlarda “üç çorba biri askıya” derler, iki çorba içip üç çorba parası ödeyerek çıkarlar. Garson panoya parası ödenmiş çorbayı da yazar.

Bir süre sonra içeriye elinde kitaplar olan çekingen ve maddi durumunun müsait olmadığı anlaşılan bir öğrenci girer ve garsona “askıdan bir köfte lütfen” der. Garson hemen köfteyi servis yapar, öğrenci köftesini yedikten sonra para ödemeden ayrılır. Garson ise panodaki köfteyi siler. Bu olay bizzat yaşadığım ve de katıldığım, örnek alınacak “Toplumsal Dayanışma” örneğidir. O öğrenci gibi evsiz ve aç insanlar, sokaklarda yaşayan çocuklar, kimsesiz ihtiyarlar da bu “Toplumsal Dayanışma” sayesinde ihtiyaçları olan bir kap sıcak yemeğe kavuşabiliyordu.

Yardımda bulundukları insanları görmedikleri için yardımsever insanlar daha mutlu oluyor ve kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul eden kişiler ise huzurla karınlarını doyuruyorlardı.”

Anadolu’nun pek çok şehrinde, kasabasında bu tarz uygulamalar var ama bazen hayatın akışında başkalarını unutuyoruz ya… O yüzden bir anımsayalım istedim.

Herkesin huzurlu, keyifli, güzel bir Ramazan geçirmesini dilerim…

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menümüz