banner

Organik süt vadisi Kelkit

Gümüşhane’nin Kelkit Havzası’nda sürdürülebilir tarım yoluyla yöresel kalkınmayı sağlamak amacıyla Doğan Holding tarafından kurulan Doğan Organik, 2005’ten beri organik süt satıyor. Sattıkları süt ve süt ürünlerinin lezzetinin bölgede bolca yetişen yonca bitkisinden kaynaklandığını vurgulayan Doğan Organik Yönetim Kurulu Üyesi M. Sinan Bilgin, “85 sözleşmeli çiftçimiz bizim için yem bitkisi üretiyor. Türkiye’deki en büyük organik çiğ süt tedarikçisiyiz. 1400 metredeki yaylada organik süt hayvancılığı yapıyoruz. Tüketiciye yarattığımız değeri, sağladığımız faydayı göstermek ve içtiği organik sütü, tükettiği organik süt ürünlerini bizim ürettiğimizi anlatmak istediğimiz için Yoncadan markasını yarattık” diye konuştu. Holstein ırkından 600 hayvana sahip olduklarını 2017’de sözleşmeli çiftçilerin hayvanlarıyla birlikte 1000 hayvana ulaşmak istediklerini belirten Bilgin, önümüzdeki yıl üç haneli rakamlarla büyümeyi sürdürerek 18 milyon lira ciro hedeflediklerini kaydetti.

Yoncadan markasıyla kendi süt ve süt ürünlerinizi üretiyor, bazı markalara da çiğ süt tedariği sağlıyorsunuz. Türkiye’deki en büyük organik çiğ süt tedarikçisi diyebilir miyiz Doğan Organik için?

Kelkit’teki çiftliğimiz ilk kez 2005’te organik süt satmaya başladı. 2006’da sözleşmeli çiftçilik çalışması başladı. 85 sözleşmeli çiftçimiz bizim için yem bitkisi üretiyor, süt hayvancılığı yapanlar da var arasında. Holstein ırkı kullanıyoruz. 600 hayvanımız var, gelecek yıl sözleşmeli çiftçilerle birlikte 1000 hayvana ulaşmayı planlıyoruz. Organik çiğ süt tedarikçilerinin en büyüğüyüz. Taze ürünlerde en yaygın dağıtım ağı bizde. İstanbul, İzmir, Ankara, Eskişehir, Aydın ve Muğla’da dağıtımımız var. Şu an Doğan Organik’in 10 bin ton yıllık üretim kapasitesi var ama kapasitenin hepsini kullanmıyoruz.  2012’ye kadar Pınar Süt’e süt sattık, 2012 yılında Migros’a MLife markalı ürünleri üretmeye başladık.

Organik tarımla tersine göçü destekliyoruz

Neden sözleşmeli çiftçi?

Organiğin içinde bir felsefe var, çevrenize fayda sağlayacaksınız, topraktan aldığınızı tekrar toprağa vereceksiniz, hayvan refahını ön planda tutacaksınız, sürdürülebilir tarıma, gelecek nesillerin beslenmesine önem vereceksiniz, geleneksel lezzetleri korumaya çalışacaksınız. Çiftçinin emeğine saygı en çok önemsediğimiz şey. Bizim düzenimizde çiftçi ürünü ektiği zaman ne kadar para kazanacağını biliyor. Biz onun ürününü hiçbir zaman tarlada bırakmayız, alırız. Bu çiftçilerin bir kısmı büyük şehirlerde öğretmen olarak çalışırken burada bizimle işbirliğine giden, bir kısmı yurtdışında çalışırken Türkiye’ye geri dönüp sözleşmeli çiftçi olarak bizimle çalışan kişiler. Bu tersine göçü destekleyen bir proje. Amacımız herkese örnek olabilecek bir model olmak.

1400 metredeki yaylada organik süt hayvancılığı

Neden Yoncadan markası ile devam etme kararı aldınız?

Kelkit ve çevresi çok fazla yonca bitkisi yetişen bir bölge. Tüketiciye yarattığımız değeri, sağladığımız faydayı göstermek ve içtiği organik sütü, tükettiği organik süt ürünlerini bizim ürettiğimizi anlatmak istediğimiz için Yoncadan markasını yarattık. Kendi markamızın hikayesini tüketiciye kendimiz anlatalım istedik. 1400 metrede, yaylada organik yem yetiştirip organik süt hayvancılığı yapıyoruz, bu ürünümüze benzersiz bir lezzet katıyor. Yeşil beslenen hayvanların sütünde vücut kas gelişimine yardımcı olan CLA asitleri bulunuyor.

İçinden yağı çekmeden sütü şişeliyoruz

Organik süt hayvancılığı yapan herkes deniz seviyesinde yapıyor. Deniz seviyesinde yaptığınız zaman hayvanın içtiği su biraz daha tuzlu oluyor. Biz kendi organik yoncamızı yetiştiriyoruz. 1000 dönümün üzerinde organik yem bitkisi tarımımız var. Sözleşmeli çiftçilerimizle birlikte 5 bin dönümün üzerinde kendi yem bitkilerimizi yetiştiriyoruz. Yoncayla beslenmiş hayvanın sütünde ayrı bir lezzet var. Yoncadan sadece bir organik süt markası değil. İnek sütümüz “Tam Yağlı- 3,5”. Rakiplerimizin “Yağlı- 3.0”. Sütün içinden yağı çekiyorlar. Endüstrinin yaptığı bütün o maliyet düşürme tekniklerini kullanıyorlar. İçinden yağı çekmeden sütü şişeliyoruz, farkımız bu. Böylelikle sütün yumuşak ve kadifemsi bir lezzeti oluyor. Şişenin üzerine “tam yağlı” yazabilmek için yönetmelikte 3,5 yağlı ürün ortaya çıkarmanız lazım. Her marka “yağlı” yapıyor.

Sütümüzden yoğurt yapılacaksa dahi kaynatılmasını önermiyoruz

Şişelerin üzerinde “Biz kaynatmadık, siz de kaynatmayın” diyorsunuz. Alışmışız, kaynatmadan içmiyoruz. Süt kaynatılmaz mı?

Bizim sütü, sağdığımız andan itibaren 8 saat içerisinde yola çıkartıp fabrikaya yolluyoruz. Orada şişelenip 75 derecede pastörize ediliyor süt. Normalde raf ömrünü uzun tutmak için 95 derecede pastörize ederler ki 2-3 gün daha rafta kalsın. Fakat yüksek ısıda pastörize ettiğiniz zaman sütün içindeki bazı enzimler, bazı faydalı bakteriler ölür. Onlar sindirime yarar, o faydalı bakterilerin sütün içinde olması lazım. Bunları çıkardığınız zaman insanlar ‘ben süt içemiyorum, gaz yapıyor’ demeye başlıyor. Sütün üzerine kocaman yazıyoruz “Biz kaynatmadık, siz de kaynatmayın” diye. Bizim sütümüzden yoğurt yapılacaksa dahi kaynatılmasını önermiyoruz. Normal mayalama sıcaklığı olan 45 dereceye, daha ekşi yoğurt istiyorsa 43 dereceye getirilirse yeterli olur. Fokur fokur kaynatmaya gerek yok. Bu kaynatma konusu alışkanlık. Sütlerin güğümlerle sağıldığı zamanlarda, çok hijyen olmadığı zamanlarda sütler kaynatılırmış. Hala da şehirlere gelen açık süt miktarı fazla, onların kaynatılması gerekiyor.

Son iki yıldır geleneksel peynirler revaçta. Bu ürün gamında üretiminiz olacak mı?

Türkiye genelde sütü yiyor, içmiyor. Yoğurt ve peynir tüketiyor. Belli alışkanlıklar var. Geleneksel peynirleri yapılması gerektiği şekilde yapmaya çalışıyoruz. İçine çok fazla tuz koyup ürünü şap gibi yapmama gerek yok. Dil peyniri, örgü peyniri, kaşar peyniri, dilimli kaşar. İyi peynirlerde biraz keçi sütü karıştırmak gerekiyor. Keçi sütünün bir takım avantajları var. Yüzde 60 sofra tuzu azaltılmış ayranımız var.

Horeca’ya ürün veriyor musunuz?

Labne ürünümüz otellerin çok ilgisini çekiyor. küçük porsiyonlanmış pakette talep var. Bir yatırımımız olacak, küçük kaplarda labne ve sürülebilir beyaz peynir Philedelphia peyniri diye geçer. Horeca’nın en çok tereyağı talebi var, en çok yağı onlar çekiyorlar çünkü iyisini biliyorlar tereyağının. Tattıkları zaman farkını anlıyorlar. Bazı özel okullara ürünlerimizi veriyoruz, okullarla sıkı ilişkimiz var. Dışarıda kahvaltı etme alışkanlığı arttıkça ürünlerimize olan talep de artıyor.

Kelkit’e coğrafi işaret almak istiyoruz

2017 hedefleriniz neler?
Organik sektörü çok hızlı büyüyor. Yoğurt, süt, labne, ayran, tereyağı, kaşar peyniri üretiyoruz. 12,5 litre sütten 1 kilogram kaşar peyniri yapıyoruz. Önümüzdeki yıl hedeflediğimiz projelerden bir tanesi Kelkit’e coğrafi işaret almak. Kelkit süte bambaşka bir lezzet katıyor. Yoncadan markası 2015- 2016 arasında yüzde 290 büyüdü. 2017’de 3 haneli büyümeyi sürdürüyor olacağız. 2017’de 18 milyon lira ciro hedefliyoruz.
Türkiye’de organik pazarın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye organik pazarı, toplam gıda pazarının 10000/5’i seviyesinde. Bu Avrupa’da yüzde 16-18 olduğu ülkeler var. Organik pazarın yüzde 50’si süt ve süt ürünlerinden oluşuyor. Pazar her gün gelişiyor. Yüzde 1’e gelmek için toplam pazarın 200 misline çıkması gerekiyor.
***Doğan Organik ve Yoncadan markası, Fransa Gıda, Tarım ve Balıkçılık Bakanlığı ve Fransa Ekonomi, Sanayi ve Çalışma Bakanlığı tarafından onaylanmış bir denetim ve sertifika kuruluşu olan Ecocert’in sertifikasına sahip. Ecocert, toprağı, tohumu, bitkiyi, hayvanın yetiştirilmesindeki tüm süreçleri kontrol ederek bu sütün organik olduğuna onay veriyor. Her şişe için ayrı bir sertifika numarası kullanıyor.

 

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menümüz