banner

Organik Simit mi? Yok artık!

Organik kelimesi her geçen gün daha çok yaygınlaşıyor, dilimize yerleşiyor. Pazarda, markette, şarküteride, giyimde, kozmetikte, deterjanlarda her yeni gün yeni bir organik kelimesi görüyoruz. En son ‘organik simit’ satan bir simitçiyi bile gördü bu gözlerim. Organik simit mi? Yok artık!

Tezgahının üzerine kocaman harflerle ‘organik simit’ yazan seyyar satıcı, bu yetmemiş gibi kaldırıma da kocaman harflerle aynı yazıyı yazmış, uçmasın diye çevresini bantlamış ve sattığı simitin organik (!) olduğundan emin, rahat ve denetimsiz bir şekilde insanlara satış yapmaya devam ediyordu.

‘Organik’ kelimesini kullanıyoruz ama sağlıklı beslendiğini düşünen en yakınımdaki eşim dostum, arkadaşım, konuştuğum neredeyse herkes, büyük bir kavram kargaşası yaşıyor. Çoğu, marketten veya pazardan aldığı sebze meyvenin veya diğer gıdaların sağlıklı olmadığının farkında. Bu yüzden kendimiz ve çocuklarımız için en sağlıklı gıdayı bulup tüketmeye gayret ediyoruz.

Akrabası, yakını olanlar peynirini, bakliyatını, eriştesini ‘organik’ düşüncesiyle memleketten, köylerden getirtiyor. Kimimiz internetten ‘organik’ diye satılan ürünleri sorgulamadan sipariş edip soframıza koyuyoruz. Markette önünde ‘organik’ yazan yumurtayı üreten tavuğun sahiden organik yumurta için gerekli şartlarda yetişip yetişmediğini merak etmiyoruz. Özetle; ‘yiyeceklerimiz büyükşehirden uzak bir yerlerden gelmişse organiktir’ gözüyle değerlendiriyoruz.

Öte yandan organik gıdaların fiyatları diğer gıda ürünlerine göre biraz farklı. Dolayısıyla bir ürünü ‘kaydı olmadan’, ‘paketsiz’ bir şekilde organik olarak satmak, konunun popülerliğinden ve insanların hassasiyetinden yararlanmak isteyen bazı kesimlerin kesesini haksız yere doldururken biz sade vatandaşın da ‘organik gıda tüketiyorum’ yanılgısına düşmesine neden oluyor.

Halbuki bir ürünün organik olabilmesi için çiftçinin uyması gereken pek çok prodesür var. Örneğin, çiftçinin tarım yaptığı alanın … km yakınından araba, o çevrenin üzerinden uçak geçmemesi gerekiyor. Organik tarım yapan çiftçinin yan tarlasında konvansiyonel yani standart sebze meyve üretimi yapan bir tarlanın olmaması ve o tarla için kullanılan tarım ilaçlarının, organik tarım yapılan tarlaya bulaşmaması lazım.

Çünkü modern ve endüstriyel tarımda kullanılan sentetik gübreler, kimyasal ilaçlar ve monokültür tarım yöntemleri doğayı tahrip ediyor, toprağın üretkenliğini yok ederek tarımı yapılamaz hale getiriyor, su kaynaklarını kirletiyor, kırsal toplulukları, nüfusu yoksullaştırıyor, insan ve diğer canlıların sağlığını tehdit ediyor.

Chlorpyrifos içeren tarım ilacı sağlık sorunlarına sebep oluyor

Bununla beraber hemen her gün yeni bir zirai ilaç yasaklanıyor. Anne sütünde ve kordon bağında pestisitlerin belirlenmesinden sonra, New York Columbia Üniversitesi tarafından yayınlanan bir araştırma, Chlorpyrifos etken maddesi içeren tarım ilacına, çok az miktarda maruz kalınsa bile karşılaşılacak sağlık sorunlarını ortaya koyarak, kullanımına izin verilen zirai ilaç etkilerinin kabul edilemez olduğunu gösterdi. Chlorpyrifos’a maruz kalan 40 çocuğu, 6 ila 11 yıl izleyen araştırmacılar, bebek ve çocukların ön beyin zarında bariz anomaliler tespit etti. Bunun, çocukların zihinsel yeteneklerinde soruna yol açtığı, cinsel organlarda değişime neden olduğu belirtiliyor.

Ayrıca tarımda bilinçsiz antibiyotik kullanımı sonucunda, gıda yoluyla antibiyotik alıyoruz. Halbuki Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yakın zaman önce antibiyotiklerin tarımda kullanılmasının kısıtlanması çağrısında bulundu. Tarımda antibiyotik kullanımını ayrı bir yazıda daha detaylı ele alacağız.

Özetle, ne yediğimize her zamankinden çok daha fazla dikkat etmemiz, aldığımız ürünün etiketini doğru okumamız, her ‘organik’ denilen gıdayı almamamız, ‘organik’ kelimesini kullanan her bireyin bunu bilinçli bir şekilde kullanarak bize organik gıda önerdiğinden emin olmamız gerekiyor. Zira organik gıdaya ilişkin bilinç arttıkça toplumu bilerek veya bilmeyerek istismara uğratanların önüne geçilmiş olacak. Bunda da en büyük görev devlete ve kamuyu sağlıklı gıda konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapan sivil toplum kuruluşlarına düşüyor.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz