banner

Moda’da yeni bir mekan: NUN

Moda her geçen gün renklenmeye devam ediyor. Havanın soğuğuna aldırmadım, attım kendimi Moda sokaklarına. Kabul edelim ki artık bu çevrede bir şeyler yemek içmek için boş yer bulmak oldukça zorlaştı.

Hele haftasonu ise ve hava güzelse boş sandalye görmek imkansız hale geldi. Moda, Karaköy’den sonra ikinci patlayan semt bana kalırsa. Önümüzdeki dönem daha da hareketleneceğini şimdiden gözlemleyebiliyorum. Avrupa yakasında hizmet veren bazı işletmeler bir şubelerini de Moda’ya açmaya hazırlanıyorlar. Süreç adeta yaşayan bir organizma olan semtin mahalle kültürünü koruyarak, semt sakinlerinin yaşam alanlarına saygılı bir şekilde organize edildiği sürece çekiciliğini günbegün arttıracaktır Moda.

Yağmurdan sırılsıklam halde, saçımdan su damlarken girdim Nun’dan içeriye. Vintage ve kafe olduğunu duymuştum ama ne bulacağımı bilmiyordum. Eylül başında ziyaretçi kabul etmeye başlayan mekanın ismi, sahibesi Deniz Eslek’in Carl Gustav Jung’un “Dört Arketip” kitabından esinlenmesiyle ortaya çıkmış. Kitaptaki hikayeye göre iki denizin birleştiği yerde yani Kızıldeniz’de yaşayan balıkçıların babasının adı Nun. Nun’u birlikte açtığı nişanlısının adı da Deniz. İki denizin birleştiği yer ve balık da kısmet olarak tabir edildiği için daha fazla düşünmemiş Deniz Hanım.

Öncesinde modaya ilgisinden ötürü Vakko’nun Nakkaştepe binasında Vitali Hakko’nun vasiyeti üzerine oluşturulan moda ve sanat kütüphanesinde çalışıyormuş. 600-700 bin kitabın arşivlenmesinde görev almış. Ardından bir proje için Okan Bayülgen’in yanında iki sene sanat yönetmenliği ve moda editörlüğü yapmış.

Çocukluğunda rüyalarını büyükannesinin saç tokaları, çantaları, döpyesleri ile süsleyen Deniz Eslek, büyüyünce büyükannesinin onları kendisine vereceğini söylediği için bir an önce büyümeyi beklemiş. O dönemin eşyalarını, kıyafetlerini o kadar çok sevmiş ki sonra günlük hayatında hep o tarz kıyafetleri, çantaları, ayakkabıları, broşları aksesuar olarak kullanmaya başlamış.

Teyzesinin ve büyükannesinin attığı kıyafetleri biriktirmiş ve kısa zamanda detaylarda kullanarak giydiği çok fazla vintage kıyafete sahip olmuş.

Kafedeki her şeyin vintage felsefesiyle, geri dönüşümle yapıldığını söylüyor. ‘Kapısından musluğuna her şey geri dönüşüm. Vintage araştırmaya gittiğimde depolarda yığınlarca kıyafet ve eşya gördüm. Bu kadar kıyafet varken yeni üretilen kıyafetleri tüketmek bana saçma geliyor. Kıyafetler, bardaklar, tabaklar, çanaklar hepsi vintage. Burada ona vurgu yapmak istiyorum. Buradaki her şey eski ve hepsinin bir hikâyesi var, hepsi birer karakter olan kıyafetlerimiz var. Birkaç yıl önce alınmış etiketi üzerinde olan kıyafetleri satmıyoruz, sahiden vintage, retro olan şeyler satıyoruz. Burada kişi evine bardak, saat, demlik, sandalye, lambader bulabilir.’ diyor.

Vintage kıyafetler ve eşyalar bulabileceğiniz aynı zamanda bir şeyler atıştırıp içebileceğiniz bir kafe burası. Kahvelerini son zamanların en iyi kahve kavurucularından olan Petra’dan alıyorlar. Bitki çayları, kendi harmanlarından oluşan Türk çayı, çiçek açan yasemin çayı ve ev yapımı ice tea servis ediyorlar.

Pastalar, kurabiyeler, brownieler kendi üretimleri. Damla çikolatalı, yulaflı sağlık dolu kurabiye, tatlı- tuzlu günlük muffinleri var. Haftasonları da cheesecake oluyor.

Nun’un oturma kapasitesi içeride 6, dışarıda 6 kişi. Buraya bilgisayarınızı alıp gelebilir, evinizin havasında çalışabilirsiniz.

Deniz Eslek şimdilerde Mahalle Moda Projesi üzerinde çalışıyor. Bu proje bitiminde semtin her sokağı, her caddesi mercek altına alınıp Moda’yı bilmeyenlere güzel bir rehber haline gelecek.

Hava güzelken birer kahve içip kurabiyelerinden denemek için uğrayın derim Nun’a.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz