banner

Mahalo ile Karaköy’de Hawai esintisi

Sık sık yolumun düştüğü Karaköy’ün ara sokaklarını keşfe çıktığımda her defasında yeni bir cevherle karşılaşıyorum. Bunlardan biri de çok kısa zaman önce açılan Mahalo İstanbul.

Kapıdan içeriye girer girmez özgün dekorasyonuyla gözünüze, Hawai müzikleriyle kulağınıza hitap eden kafede, işletmecisi Kardelen Hanım’ın gülümsemesiyle karşılanıyorsunuz. Sanki ikinci evinize gelmiş gibi, ortam çok tanıdık, atmosfer fazlasıyla relax hissetmenize yardımcı oluyor. Bir masaya yerleşip mutfaktan kokusu gelen şahane keklerin yanına kahvenizi de söyleyebiliyorsunuz, biraz acıkmış hissediyorsanız salata veya çorbalarından da tadabiliyorsunuz.

Kardelen Ketenci tam bir gezgin ve keşfetmeyi seviyor. Sainte Pulchérie Lisesi’ni bitirip Los Angeles’a gitmiş önce. Hayali sörfçü olmak ve dalga sörfü yapmakmış. Bir olmak duygusunun kendisini başka boyuta taşıdığını söylüyor. Annesinin isteğiyle üniversitede Psikoloji ve Rus Dili Edebiyatı okumaya başlıyor ama mutlu hissetmiyor.

Üniversiteyi bırakıp dönüyor, sörfün fazlasıyla fiziksel güç ve kondisyon gerektiren bir şey olduğunu anlayınca sörfü de yapamayacağını düşünüyor. Avustralya’yı, Arnavutluk’u ve tüm Balkanlar’ı geziyor. 11 yaşından itibaren her yıl yaz okuluna gittiği Londra’da 4 yıl kalarak medya iletişimi ve fotoğraf okuyor. Analogçu, siyah beyaz portre ve 35 mm doğa fotoğrafları esas alanı.

Gelin Mahalo’nun hikâyesini Kardelen Hanım’ın ağzından dinleyelim.

Mahalo ne anlama geliyor?
Mahalo Hawaice bir kelime. Teşekkür, şükran, minnet duygularını ifade ediyor. Amerika’da okurken iki hafta sürecek bir resmi tatilde Hawaili bir arkadaşımın davetiyle Cennet Adası da denilen, Hawai’nin en kuzeyindeki Kauai adasında kalmıştım. Adayı o kadar beğendim ki ertesi yıl annemi de götürdüm, 1,5 ay kadar kaldık. Hawai’de en çok etkilendiğim şeylerden biri insanların doğayla iç içe olmalarıydı. Orada doğayı içlerinde hissediyorlar, zaten doğa sizi içine alıyor. Mahalo benim için, özgürlük, barış, sevgi, aynı zamanda bir olma duygusu. Bu mekân da insan olarak kendinizi çok mutlu hissedebileceğiniz, her gelenin kendine bir şey ekleyip çıktığı bir yer. Onun için de mahaloya göre ben her gelene şükran duyuyorum. En başından beri bunun benimsenmesini amaçlıyorum.

Çok seyahat etmişsiniz, bu seyahatlerin de etkisiyle mi oluştu bu mekân?
Amerika’da yaşıyorken değişik kahve dükkânlarına gidip farklı konseptler keşfetmeye başladım. İsveç, Norveç, Danimarka’da pek çok yere gittim. Avrupa’da aklınıza gelebilecek her kahve dükkânını gezdim. Londra’da daha bir oturdu kahve dükkânı açma fikrim. Orda her adım başı bir kahve dükkânı var. İstanbul’da bu tarz mekânlar son 2- 3 senedir daha bir popüler. Fotoğrafı da çok sevdiğim için kahve dükkânı ve onun içinde fotoğraf galerisi olarak düşündüm.

Mekânın felsefesi Hawai’den, peki tasarımı kime ait?
Özgür, franchise olmayan kafelerin hep bir ruhu vardır. Burayı bir yere benzetmeye çalışmadım. O mekân nasıl bir yer olmak istediğini kendi söylüyor. 10-15 m2 bir alan düşünürken daha geniş bir alanda hizmet vermeye başladık. Tek önceliğim beni ve ruhumu yansıtabileceğim, aynı zamanda benim değil herkesin bizim diyebileceği, sahiplenebileceği, geldiğinde rahat, evindeymiş gibi oturup zaman geçireceği bir alan yaratmaktı. Düşünüp düşünebileceğimden çok daha iyi bir mekân yarattım. Mimarımız sadece teknik konularda vardı, kafenin diğer tüm dekorasyonu, her detay bana ait.

Menüde neler var? Şahane kekler görüyorum standın üzerinde.
Her gün farklı kekler çıkarıyoruz. Bugün günün keklerinden biri kırmızı erikli kek örneğin. Armutlu- tarçınlı- kakuleli kekimiz var, limonlu- haşhaşlı kek, portakallı- fransız çikolatalı kek ve kahveli kek yapıyoruz. En çok armutlu- kakuleli çeşidimiz tercih ediliyor. Brownielerin yanısıra kakuleka keki var. Kakuleka hawaice çikolata demek, unsuz bir kek, bademleri ezerek yapıyoruz.

Salataları özel bir sosla servis ediyoruz. 16-18 saatte demlenen cold driplerimiz ve ev yapımı limonatalarımız ve yine ev yapımı biskotilerimiz var. Çikolatalı kurabiye ve sıcak çikolata da kış ayları için iyi birer eşlikçi.

Bunun yanında yulaflı, fındıklı, kuru kayısılı kurabiyemiz, mangolu, vişneli, çilekli ve elmalı mini kruvasanlarımız da var. Kruvasanlar Paris’ten geliyor. Dereotlu- eski kaşar ve beyaz peynirli bir de kurutulmuş domatesli- zeytinli kurabiyemiz mevcut.

Granolamızı bal kullanarak kendimiz yapıyoruz. Yaban mersini, fındık, badem kavrularak yapılıyor. Siyah pralinli, hindistancevizli toplarımız var.

Kahve dükkânı olduğu için cold drip dışındaki kahvelerinizi de merak ediyorum…
Filtre kahve karışımlarımız hep değişiyor. Espressolar da sezonluk değişiyor. Genelde kahveler yumuşak içimli. Çikolatamsı gibi, orta kavrulmuş lezzette, sezonluk kahveler kullanıyoruz. Üç çeşit filtre kahvemiz var.

Farklı çay çeşitleri görüyorum…
Çaylar 7 çeşit. Almanya Bremen’den geliyor. Mahalo’nun kendi çay çeşidi olan hindistan cevizli çayı var. Mahalo’nun ruhuna uyuyor.

Take away kaplarınızdaki fotoğrafların güzel bir enerjisi var…
Kaplar ve logo 35mm. bir film karesi. Üç ayrı fotoğraf kullanıyoruz ve bunlar zamanla değişiyor. Fotoğrafların değişme sebebi hayatın akışkanlığını ve geçişkenliğini temsil ediyor olması. Logo sabit ama çok değişken, akışkan.

Güzel sohbet için teşekkürler.

Not: Pazar günleri kapalı olan mekân, haftaiçi 8.30- 20.30, Cumartesi 9.30- 21.30 arası açık.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz