banner

Kazdağları’nda Yaşam

Buğday Derneği YK üyesi, Bayramiç Yeniköy’de çiftçilik yapan Mustafa Alper Ülgen, Kaz Dağları eteklerindeki köyünü, evini, köyde kışa hazırlıkları ve yaşamı yazdı.

Gönlüm isterdi ki burada yaşadıklarımı, yediklerimi, kokladıklarımı sizinle birebir paylaşayım.

Sonbahar kışa dönerken her sabah bir bulutun içinde uyanıyorum. Saat 10’dan önce dağılmayan sis, ağaç dallarındaki tüm örümcek ağlarını ortaya çıkarıyor. Tavuklar, kazlar, köpekler ve kediler yemek bekliyor sabah erkenden… Önce onları, sonra kendimi doyuruyorum.

Kanatlı arkadaşlarım ambarımızda stokladığımız arpa, buğday, bakla ve çavdarları yerken, kedi ve köpeklerimiz kuzinede bir gün önce pişen nohut, mercimek ve ekmek karışımını afiyetle yiyorlar.

Mutfaktaki kuzine yanınca, üstünde kısa zamanda kaynayan çay ve kahve kokusu, camlarda oluşan buğu, çiçek açmış portakal ve limon ağacından yayılan koku, fırında pişen ekmeğin kokusu, yan tarladan gelen çan sesleri, başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair inancımı güçlendiriyor.

Bu hafta Çanakkale ve Kazdağları’nı tehdit eden bir maden girişimi daha durduruldu. Çan Karadağ köylüleri direndiler ve Çanakkale Çevre Platformu’nun yoğun desteği sonucunda madenciler, mahkeme kararı ile tası tarağı toplayıp gittiler. Darısı diğer tüm maden projelerine karşı duran köylerin başına…

Kazdağları’nın üstündeki değerlerin, altındakilerden daha önemli olduğunu düşünüyorum her gün; orman içinde gezerken, mantar toplarken.

Ormanda gezerken kuşların sesi, ağaçların rüzgarla beraber çıkardığı sesler, köpeklerim Duman ve Bady’nin koşuşturma sesleri, ormanda budama yapan köylülerin sesleri, arada uzaktan geçen bir aracın motor sesi ve renkler büyülüyor beni.

Sonbahardan kışa geçişin renkleri, çamların her daim yeşili, meşelerin kahverengi yaprakları, mavi likenler ve yemyeşil kaya yosunları arasında rengarenk mantarlar büyülüyor beni. Ara sıra karşıma çıkan boz benekli dağ tavşanı, her seferinde büyük bir panikle koşarken, hayret içinde kalıyorum.

Bütün bunları düşünürken, bu yıl ekinler gayet güzel gelişiyor, yağmurlar güzel ve her şey normal şartlar altında süregeliyor.

Ve ben seviniyorum.

Her yıl ekim yaptığım sarı patateslere kardeş geldi. Yakın köylülerimizle geçen seneden sözleştik ve mor patatesleri çoğaltık. Mart ayında büyük bir alana mor patates ekeceğim, hasat vaktinde çıkanları paylaşmaktan keyif alacağım.

Yağmurun, toprağın ve atalık tohumlarımızın bereketi için bütün dualarımız…

Not: Bu yazı Buğday ve Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin katkılarıyla yayınlanmıştır. www.bugday.org

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz