banner

Kahve hakkında herşey

Türkiye’de çayın yerini hızla almaya başlayan kahve, üçüncü dalga kahveciler ile yerli ve yabancı kahve zincirlerinin her geçen gün açtığı yeni şubeler dolayısıyla daha çok kişiye erişmeye ve daha büyük kitleler tarafından tüketilmeye başlandı. Bu yıl yüzde 15,6 artış sağlayan kahve tüketiminin önümüzdeki yıllarda da yükselişinin süreceği, 2015-2016’da 920 grama ulaşan kişi başı kahve tüketim miktarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 1,5 kilograma çıkacağı öngörülüyor.

Kahve. Bir kahve markasının reklam sloganında dediği gibi “Kokusunda davet var”. Türkiye’de kahve tüketimi çok uzun yıllar Türk kahvesi tüketimiyle sınırlı kaldı. 80’li yılların ortalarından itibaren granül kahvelerin ülkemize girişi ve süpermarketlerde satılmaya başlanmasıyla birlikte farklı bir tüketim kanalı oluşmaya başladı. Son on yılda yerli ve yabancı kahve zincirlerinin ortaya çıkması ve bu zincirlerin hızlı artışıyla birlikte kahve tüketimi üç katı artış gösterdi.

Son üç yıldır ise yeni nesil Üçüncü Dalga Kahveciler’i konuşmaya ve kahvelerini tatmaya başladık. Türkiye’deki kahve piyasasını hareketlendiren bu yeni akımın kahveye olan ilginin ve farkındalığın da artmasına neden olduğu aşikar. Zira üç yıldır düzenlenen İstanbul Kahve Festivali ve bu yıl ilki gerçekleştirilen İzmir Kahve Festivali’ni binlerce kişi ziyaret etti. Yapılan araştırmalar Türkiye’de çayın yerini hızla kahvenin almaya başladığını, Türkiye’de kahve tüketiminin ortalama yüzde 15,6 oranında arttığını gösteriyor. Türkiye’de 2012-2013 döneminde kişi başına 595 gram olan kahve tüketimi, 2015-2016’da 920 grama ulaştı. Gelecek 10 yıl içerisinde kişi başı kahve tüketiminin 1,5 kilograma çıkması bekleniyor.

Kahve tüketim alışkanlıklarını değiştiriyor

Üçüncü nesil kahvecilerin artışı ve kahveye olan ilgi ev dışı kahve tüketimin artışına katkı sağlarken, evde nitelikli kahve tüketiminin yükselmesine de zemin hazırladı. Dışarıda içtiği kahveyi evde de tüketmek isteyenler için kahve keyifli bir uğraş halini alırken, iyi kahve deneyimi yaşamak isteyenler için birbirinden farklı kahve ekipmanları mutfaklarda kendisine diğer küçük ev aletlerinin yanında yer buldu. Artık sabahları evindeki kahve makinesinde kahve demleyen, tek düğmeyle hazır olan kapsül kahvesini eline alarak güne başlayan bir kitle oluşmaya başladı. Bu durum kahve makinesi satışlarından kahve demleme aparatlarına, kahve çekirdeğinden filtrelerine kadar pek çok yan ve ana ürün satış kanalı oluşturdu.

“Hangi kahve iyidir?”

Kahveye olan bu yoğun ilgi “hangi kahve iyidir” sorusunu da beraberinde getirdi. Robusta mı Arabica çekirdek mi iyidir?, Kahve nasıl üretilir, nasıl toplanır, nasıl öğütülür, nasıl harmanlanabilir, nasıl çekilir, nasıl bardaklarımıza içimi keyifli bir gıda maddesi olarak gelir? gibi pek çok soru ortaya çıktı.

Türkiye’deki kahve tüketim miktarı çay tüketim miktarını ciddi anlamda geçer mi öngöremeyiz ama kahve tutkunları için çekirdeklerin seçiminden kahvenin kavrulmasına ve öğütülmesine, harmanlanmasından demlenmesine varana kadar kahvenin geçirdiği her aşamanın büyük ilgi odağı haline geldiği kesin. Dünya genelinde 25 milyon kişiye istihdam sağlayan kahve ile ilgili keyifle okuyacağınızı umduğumuz bir dosya hazırladık.

Kahvenin Tarihi

Kesin olmamakla birlikte “Kahve” kelimesinin kahvenin üretim beşiği olan Güneybatı Etiyopya’nın Kaffa şehrinden geldiği, kahvenin anavatanının bugün Etiyopya ve Kenya’nın bulunduğu topraklar olduğu biliniyor.

Bir rivayete göre, muhtemelen 7. yüzyıl civarında (tam tarih kesin olarak bilinememektedir.) Etiyopya’daki bir çobanın keçilerini otlattığı sırada kahveyi bulduğu söylenir. Keçilerini otlatan çoban, keçilerin bir ağacın meyvesini yedikten sonra yerinde duramadığını, neşeli olduklarını fark eder. Gece de pek uyumak istemeyen keçiler çobanın bu meyveyle ilgilenmesine sebep olur. Çekirdekleri alıp bir dervişin tekkesine giden çoban, çekirdeklerin hikayesini dinleyen dervişin tepkisiyle karşılaşır. Çekirdekler ateşe atılır. Kavrulmaya başlayan çekirdeklerin aromasının kokusu ikisini de cezbeder. Birlikte güzel bir içecek hazırlamak için çalışmaya başlarlar. Derviş bu içeceğin kendisini gece ibadetlerinde de ayık tuttuğunu fark eder. Böylelikle kahve Etiyopya çevresindeki diğer topraklara yayılmaya başlar.

İlk kahve ekimi Yemen’de

1450 yılında Habeşistan’dan Yemen’e getirilen ve üretilen kahve, bu tarihten sonra hızla keyif veren gıda maddeleri arasına girmiş, hatta baş köşeye oturmuştu. Hindistan’dan Kuzey Afrika’ya ve Doğu Akdeniz’e kadar her yerde kahve içilir olmuştu. Alkolü haram sayan İslam dininin yayıldığı her yere kahve de gitmişti. Tütünden sonra ikinci sıraya yerleşen kahveyi bütün İslam toplumları sevmişti. Uzun yıllar Arapların tekelinde kalan kahve, çok uzun bir zaman Afrika ve Arabistan’ın dışına çıkış yolu bulamadı. Etiyopya’dan sonra ilk kez Yemen’e getirilen ve 1450- 1600 yılları arasında Yemen’de ticari amaçla ekilmeye başlanan kahve, Yemen’in kahve konusunda rakipsiz hale gelmesini sağladı.

Kahvehanelere baskın

Kahve çeşitli kahvehanelerin açılmasıyla birlikte getirdiği sosyalleşmenin, verdiği damak tadının ve zevkin yanısıra tarih boyunca derin tartışmalara, yasaklara, başkaldırılara da neden oldu. Mekke’de ulema tepkisiyle karşılaşan kahvenin, aynı dönemde Kahire sokaklarında serbesçe alınıp satılması ve yoğun ilgi odağı haline gelmesi ilk dönem kahvehanelerin açılmasına önayak olmuştu. Müslüman toplumlarda “kahvehane” denilen yeni bir toplanma alanı yaratan kahve bitkisi ve kahvehaneler, kahve yanlısı ve kahve karşıtı ayaklanmalara neden oldu. Genel ahlakı koruma adına kahvehanelere baskınlar düzenlendi, mallar müsadere edildi.

Kahvenin Osmanlı’ya girişi

Yemen’den Mekke ve Medine’ye yayılan kahve, 15. yy sonunda İslam gezginleri yoluyla şimdiki İran, Mısır, Türkiye (İzmir, Selanik, Payas, Antalya) ve İslam coğrafyasına girmeye başlamış. Tarihçi Solakzade’ye göre kahve I. Selim’in Mısır seferinden sonra 1519 yılında Müslüman tüccarlar tarafından İstanbul’a getirilmiş. Anadolu’ya gelen ilk kahve gemiyle taşınmış, gelen kahve, dönemin Şeyhülislam’ı Ebussuud Efendi’nin kahvenin Kur’an’da yeri olmadığı ve kömürleşmiş bir nesnenin gıda özelliğinin ortadan kalkması sebebiyle suyunu içmenin günah olacağı fetvasıyla denize dökülmüş.

İstanbul’daki ilk kahvehaneler Tahtakale’de

Peçevi tarihine göre 1554’te Hakim adlı bir ‘herif’ Halep’ten, Şems adlı bir ‘zarif’ kişi de Şam’dan İstanbul’a kahve getiriyor ve bugünkü Tahtakale’nin ara sokaklarında ilk iki kahvehaneyi açarak kahve pişirip halka satmaya başlıyorlar. Böylelikle İstanbul’un ilk kahvehaneleri ortaya çıkıyor. Yemen’den gelen kahve gitgide yaygınlaşıyor. Kadın ve erkeklerin günlük tükettiği bir içecek halini alıyor.

İstanbul’un yanısıra Medine, Kahire, Bağdat ve İskenderiye’de de kahvehaneler çoğalmaya başlamıştı. Kahvenin bu kadar popüler olmasına karşın Araplar, kahve ağacının yetiştirilmesindeki sırları dış dünyaya karşı korumuş, yabancıların kahve çiftliklerine girişini yasaklamıştı.

Kahvenin Tüketilmesi

Kahve ilk zamanlar Sufiler tarafından gece ibadetlerinde uyanık kalmak için tüketilirken, sonraları cami çıkışlarında ayaküstü tüketilmeye başlanmış. Daha sonra kahvenin sosyalleşme aracı olduğu fark edilerek kahvehanelerde buluşulmaya başlanmış. Yine Peçevi tarihine göre, başlangıçta gelir düzeyi yüksek olanlar ve okuryazarlar tarafından tüketilen kahve, sosyalleşme imkanının yanısıra, kahvehanelere gelen insanların kitap okuyup yazmasına veya okudukları gazelleri tartışmasına olanak sağlamış.

Kahvede Yasaklar

Osmanlı yöneticileri, kahvenin İstanbul’da hızla yayılması, kahvehanelerin cazibe merkezi haline gelmesi, Yeniçeriler ve Sipahiler ile halkın aynı yerlerde kahve içmek için bir araya gelmesi dolayısıyla bu alanlarda kamuoyu oluşturulabileceği kaygısıyla telaşlanmış, Kanuni Sultan Süleyman, kahvenin yaygın tüketimini sınırlandırmak ve halkın kahvehanelerde toplanmasının önüne geçmek için bir vergi koymuş, tüm vergilere ve engellemelere rağmen kahvehanelerin yayılmasının önüne geçilememiştir. Kanuni sonrasında II. Selim, III. Murat ve I. Ahmet dönemlerinde de kahve siyasi iktidar için korku verici bir unsur olmuş ve çeşitli yasaklar gelmiştir.

55 kahve dükkanı ve 300 kahve deposu

Ünlü gezgin Evliya Çelebi 17.yy’da İstanbul’da 55 kahve dükkanı ve 300 kahve deposu olduğunu iletir. Kahvenin Arap Yarımadası’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na ulaşması, tüm dünyaya yayılması için en önemli aşama olmuştur. Bu yönüyle Osmanlı kahveyi batı ile tanıştıran coğrafyadır diyebiliriz.

Batı ülkelerinin kahveyle tanışması

Çeşitli kaynaklara göre Doğu ile Batı arasındaki yoğun ticari ilişkilere rağmen, 15.yy’da kahvenin batıda hala bilinmediğini görüyoruz. Doğunun batıya armağanı olan kahve çekirdeği, bugün dünya ticaretinde petrolden sonra en büyük ticaret kalemi olarak kabul ediliyor.

Avrupa’da Kahve Tüketimi

Kahve çekirdeğini ham haliyle Arabistan dışına çıkaran ilk kişinin Baba Budan adlı bir hacı olduğu söylenir. Budan Mekke’den aldığı kahveleri Hindistan’a kaçırıyor ve oradan da çekirdekler Hollandalılar’ın eline geçiyor. Bu çekirdekler Cava’da kurulan kahve çiftliklerinin de temelini oluşturuyor.

  1. yy’ın ilk yarısında kahve asıl olarak Venedik ve Marsilya’da içiliyordu fakat kahve ticareti yapılmıyordu. 1645’te Venedik’te, 1650’de Oxford’da, 1652’de Londra’da, 1672’de Paris’te ilk kahvehaneler açılmıştı.

Viyana’nın ilk kahvehanesi Osmanlı’nın kahveleriyle açılıyor

Kahve bir içecek olarak 1683’te Osmanlı ordusunun Viyana kuşatması sonrası uğradığı bozgunun ardından yaygınlaşmaya başladı. Kuşatmadan sonra 500 çuval dolusu kahve, Viyana önlerinde terk edilmek zorunda kalmıştı. Türkleri yakından tanıyan ve bir casus olan Avusturyalı George Kolschitzki, yaklaşık 250 kilogram kahveyi alarak Osmanlı kahveleriyle, Viyana’da, Viyana’nın ilk kahvehanesi olan Mavi Şişe’yi açmıştı. Bu olay sonrasında kahve Avrupa’da yayılmaya başladı.

Çaya olan düşkünlüğüne rağmen kahveyle ticari boyutta ilk ilgilenen ülke İngiltere oldu. 1700’lere gelindiğinde Londra’da 200 kahvehane açılmıştı. 1672’de ise Pascal adındaki Ermeni asıllı Osmanlı, Paris’te ilk kafeyi açtı ve kahvehaneler hızla yayılmaya başladı. Bu mekanlar pek çok ünlünün toplandığı yerler halini aldı. Fransız sanatçılar, filozoflar, politikacılar ve devlet adamları bu kafelerde buluşurlardı. Fransız İhtilali bu kafelerde planlandı. Almanya’da ise ilk cafe, 1679’da Hamburg’da açılmış, kısa zamanda diğer şehirlere de yayılmış, 17.ve 18.yy’da kahve tüm Avrupa’yı istila etmişti.

25 milyon kişiye istihdam

Ekvator boyunca uzanan 70’ten fazla ülkede yetiştirilen kahve, yetiştirilmesi, lojistiği, işlenmesi, kavrulması ve pazarlanması süreçlerini de katarsak 25 milyondan fazla insan için geniş bir istihdam alanı yaratıyor.

Kahve Çekirdeği

Bir tür ağaç olan kahvenin beyaz ve kokusu çok güzel olan çiçekleri ile kırmızı ya da mor renkli meyveleri vardır. Bu meyvelerin her birinin içinde ise iki adet çekirdek bulunur. Kahve çekirdeği “endosperm” denen bir maddeden oluşur. Bu maddenin içinde yüzde 0.8 ila 2.5 oranında kafein vardır ve kahve çekirdeğini değerli kılan budur.

Her yıl 8 milyon ton kahve çekirdeği

Kahve çekirdekleri hasat edilir, ayıklanır ve kurutulur. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 milyon ton kahve çekirdeği üretilir. Çekirdeğin ömrü kavrulduktan sonra 21 gündür.

Bilinen Kahve Çekirdekleri: Coffea arabica, Coffea benghalensis, Coffea canephora, Coffea congensis, Coffea excelsa, Coffea gallienii, Coffea bonnieri, Coffea mogeneti, Coffea liberica, and Coffea stenophylla’dır. Dünya genelinde en yoğun olarak kullanılan iki çeşit kahve Arabica Kahve (coffea arabica) ve Robusta Kahve (Coffea canephora) kahvedir. Dünya genelinde satılan kahve çekirdeklerinin yüzde 90’ını oluştururlar.

Arabica Kahve: Etiyopya kökenlidir ve en kaliteli kahve çekirdeklerini içeren türdür. Dağlık platolar ile volkanik arazilerde yetişen arabica, 800- 2000 metre arası yükseklikleri sever. Çiçeklendikten 9 ay sonra meyveler olgunlaşır ve hasada uygun hale gelir. Dünya kahve üretiminin yaklaşık yüzde 70’lik kısmını oluşturur. Arabica, oldukça kaliteli bir çekirdek türü olup asit oranı diğer çekirdek türlerinin çoğuna göre daha düşüktür. Lezzetli, tatlı bir aroması vardır ve göreceli olarak daha az kafein içerir. Bu sebeple, iyi kahve harmanlarında sıklıkla arabica kahve çekirdeklerine yer verilir. En yaygın olarak ticareti yapılan arabica çekirdeği türleri Bourbon (Brezilya, Ortadoğu, Afrika, Hindistan ve Endonezya) ile Typica (Latin Amerika)’dır. Diğer bazı arabica türleri ise, Blue Mountain, Mundo Novo, Caturra, Tico ve San Ramon’dur. Jamaica Blue Mountain genellikle dünyanın en iyi kahvesi olarak kabul edilir.

Robusta Kahve: Arabica kahveye kıyasla daha çok kafein içeren ve lezzet anlamında daha düşük kalite kahve çekirdeklerini içeren türdür. Çiçeklerini düzensiz olarak açar ve meyveleri yaklaşık bir yılda olgunlaşır. Asitliği daha yüksek olan robusta, arabicanın neredeyse 2 katı daha fazla kafeine sahiptir. Arabica kahvesine kıyasla daha sert bir tadı vardır, aroması da arabica kahveye göre daha serttir. En yaygın olan türleri Java-Ineac, Nana, Kouliou ve Congensis’dir. Çoğunlukla Vietnam’da yetiştirilir.

Kahve Çeşitleri

1- Çekirdek Türüne Göre

2- Kahve Hazırlama Yöntemine Göre

3- Kahve İçeceği Olarak Kahve

4- Üretim Yerine Göre Kahve

1- Çekirdek Türüne Göre: Kahve, kahve bitkisinin çekirdeklerinden yapılan bir içecek olduğu için kullanılan çekirdek türlerine göre çeşitlerine ayırabiliriz. En yaygın olarak tarımı yapılan kahve çekirdekleri arabika, robusta ve liberika‘dır.

2- Kahve Hazırlama Yöntemine Göre: Kahvenin demleme yöntemi bir başka kahve çeşidi sınıflandırmasıdır.

  1. a) Hazır (Çözünebilir) Kahve: Gerçek anlamda kahve sayılmaz. Hazır kahve tozunun sıcak suyla karıştırılması ile pratik bir şekilde hazırlanır. Hemen hemen bütün dünyada çok yaygın olarak tüketilmekle birlikte, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun içilir.
  2. b) Espresso: Basınç kullanılarak espresso makinesi ile hazırlanan İtalya kökenli bir kahve hazırlama yöntemi olup, ince çekilmiş kahve çekirdekleri ile yapılır. Espresso sade olarak içilebileceği gibi cappuccino, latte, amerikano gibi pek çok değişik kahve çeşidinin hazırlanmasında da temel malzeme olarak kullanılabilir. Espresso Avrupa’da ortaya çıkıp gelişmesine rağmen, bugün espresso ve espresso’lu içecekler bütün dünyada yoğun şekilde tüketilir.
  3. c) Türk kahvesi: Bilinen en eski kahve hazırlama yöntemlerinden biri olup Türkler’den tüm dünyaya yayılmıştır. Cezveye konan çok ince çekilmiş kahve çekirdeklerinin kaynamaya yakın bir derecede ısıtılması ile yapılır. Kahvenin üstünde ise bir köpük tabakası olur. Ortadoğu, Avrupa ve Asya’da yaygındır. Türk kahvesinin cilveli kahve, mırra, dibek kahvesi, menengiç kahvesi, közde kahve gibi yöresel çeşitleri vardır.
  4. d) Filtre kahve: Orta kalınlıkta çekilen kahve çekirdekleriyle kahve makinasında yapılan bu kahvede, su, kahve dolu filtreden geçirilerek elde edilir. Bu geçiş esnasında kahvenin aroması ve yağ asitleri suya geçer. Filtre olarak kağıt, metal ya da plastik kullanılabilir. Kuzey Amerika’daki en yaygın kahve hazırlama yöntemlerinden biridir.
  5. e) French Press: Kalın çekilmiş olan kahve çekirdeklerinin kendine has bir bardağa konulduktan sonra sıcak suda bekletilmesi ve sonrasında elle çalışan pistonun itilmesi ile hazırlanan pratik bir kahve hazırlama yöntemidir. Avrupa kaynaklı olmakla birlikte tüm dünyada bilinen ve içilen bir kahvedir.

3- Kahve İçeceği Olarak Kahve: Farklı kahve çekirdeklerinin değişik yöntemlerle hazırlanmasıyla amerikano’dan közde kahveye, latte’den cortadoya çeşit çeşit kahve elde edilir.

4- Üretim Yerine Göre Kahve: Dünya genelinde kahve üreten pek çok ülke bulunur. Bunlardan en önemlileri Etiyopya, Kenya, Guatemala, Kolombiya, Kosta Rika, Meksika, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Nikaragua ve Yemen’dir.

Kahve Nasıl Kavrulur? (Roasting Coffee)

Yeşil kahve çekirdeklerinin ısıya maruz bırakılarak kimyasal ve fiziksel olarak değiştirilmesi işlemine kahvenin kavrulması (roasting coffee) denir. Yeşil çekirdeğin kokusu, rengi, tadı yoktur. Çekirdeklerin aroma kazanabilmesi için, kavrulma işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Kavrulma aşamasından hemen sonra, kahve çekirdeklerinin hemen paketlenmesi ve ambalajlanması şarttır. Kavrulan kahve çekirdeklerinin kazandığı tadı ve kokuyu kaybetmemesi ve bayatlamaması için bu işlem gerçekleştirilir.

Kahve, yaklaşık 250 derecelik sıcaklıklarda kavrulur. Kavrulma sırasında fiziksel ve kimyasal bir çok değişikliklere uğrar. Yeşil rengi önce sarıya, sonra asıl rengi olan kahverengine dönmeye başlar. Kavrulma sırasında kütlesini yüzde 30 oranında kaybeden kahve çekirdeği, kavrulma sırasında hacim olarak yaklaşık yüzde 50 büyür.

Kavrulduktan sonra çekirdekte yağlar ve aromalar ortaya çıkar, kahvenin değişmeyen tek maddesi kafein oranıdır. Kavurma işlemi hangi kafein oranıyla başlanırsa, bitişte de aynı oran korunur. Çekirdeğin içindeki şekerleri, karamelleri öldürmeden kavurmak gerekir. Kavurma işlemine başlarken kavurma makinesinin ne kadar süre ısıtıldığı bile tadı değiştirir.

NOTLAR:

1954’te İzmir’deki 33 m2’lik bir atölyede başlayan ilk kahve kavurma makinesi üreticisi Toper, 70’li yıllarda Libya’nın ilgisini çekti ve marka ilk ihracatını Libya’ya gerçekleştirdi. 1990’ların başında Yugoslavya, 1995’te ise Romanya, ABD ve Kanada pazarının ardından İtalya’ya ihraç edilmeye başlandı. Dünya kahve kavurma endüstrisinde ilk 8 markadan biri haline gelen Toper’i yurtdışındaki pek çok kafenin kahve kavurma bölümünde denk gelebiliyorsunuz.

  1. Nesil Kahve Akımı Nedir? (Third Wave Coffee)

Kahvede üçüncü dalga, yüksek kaliteli kahve çekirdeklerinin ticari bir madde olarak değil, tıpkı şarap gibi sanatsal bir gıda maddesi olarak özenle değerlendirilmesi anlamına gelir.

Kahvenin daha bitki olarak yetiştirilmesinden, kahve çekirdeği haline getirilmesi, işlenmesi, kavrulması, öğütülmesi ve demlenmesine kadar geçen tüm süreçlerinde kahvenin üst düzey bir özene layık görülmesi üçüncü nesil kahveciliğin özünü oluşturur. Hangi kahveyi hangi demleme sistemiyle kullanmak gerektiği üçüncü nesil kahve demlemede oldukça önemlidir. Bu durum baristaların önce kullandığı çekirdeğe, sonra uyguladığı demleme yöntemine hakim olması gerekliliğini ortaya çıkarır.

Demleme Çeşitleri

Hario V60/ Chemex: İkisi de filtre kahve demleme yöntemleri olmasına rağmen karakterleri tamamen farklıdır. V60’ın daha ince bir filtresi vardır ve demleme sırasında ortaya çıkan yağların karafa akmasına izin verir. Bu daha zengin aromalı bir kahve ortaya çıkarırken chemex’in kalın filtresi de berraklık açısından güzel bir kahve sunar.

Sifon (Syphon) Kahve: Kahve demlemenin en eski ve eğlenceli yöntemlerinden biridir. Bir deney tüpünü andıran Sifon kahve makinaları iki hazneden oluşur. Makinanın alt bölümündeki hazne su ile doldurulur, üst bölüme kahve konur. Bu iki haznenin arasında ise bir filtre ve bu filtreye bağlı, su haznesine doğru inen ince bir tüp yer alır. Su kaynamaya başladıkça buhar üretir. Bu buhar ince tüpten baskıyla yukarıya doğru çıkar. Yukarı çıkan su üst haznedeki kahve ile buluşur ve kahve demlenmeye başlar. Yavaş yavaş alt hazneye yeniden dolan kahve birkaç dakika sonra içime hazır hale gelir.

Cold Drip Kahve: Buz ile kahvenin ortalama 4- 18 saat arasında birbiriyle buluşması sonucunda elde edilir. En eski kahve demleme yöntemlerinden biri olan cold drip yöntemi kum saati şeklindeki bir mekanizma ile hazırlanır. Kahve demleme mekanizmasında buz veya soğuk su ile doldurulan haznenin altında bir vana bulunur. Üstteki hazneden bulunan buz, damla damla alt hazneye, yani kahveye ulaşır, kahveden sonra en alttaki haznede birikir. Yazları en çok tercih edilen 3. dalga kahve demleme yöntemlerinden biridir.

Aeropress: Tamamen elle yönetilen bir pompa sistemiyle su ve öğütülmüş çekirdekleri kendi özel filtresinden geçirerek oldukça yoğun ve temiz bir kap kahve üretir. Aeropress çoğu zaman americano gibi suyla seyreltilerek servis edilir.

The fruit of the coffee plant ranges in color from green to red. Once the small fruit is picked the skin is taken off and the seed, or bean, inside is dried and roasted. The tourism industry is slowly emerging in Quindio, the Colombian coffee country. Old coffee haciendas have been turned into new hotels catering to tourists. The countryside, some of the most beautiful in the country, is a popular weekend getaway spot where visitors can participate in a variety of outdoor activities as well as learn about coffee production.

NOTLAR:

1- Birinci ve İkinci Dalga Kahve: II. Dünya Savaşı sonrasında Kuzey Amerika başta olmak üzere çeşitli ülkelerde yaygınlaşmaya başlayan hazır kahve akımı, birinci dalga kahvenin temelini oluşturuyor. Bu dönemde ambalajlanmış hazır kahve sıcak su ile birleştirilerek hızlıca hazırlanıyor. Pratik ve kolay hazırlanabiliyor olması, kolay ulaşılır olması bu akımın hızlı yayılmasında yardımcı oluyor. Kahvenin aroma ve lezzetinden çok kahvenin içerdiği kafein ön planda tutuluyor. Süt eklenerek hazırlanan cappuccino, cafe latte gibi çeşitleri de İkinci Dalga olarak biliniyor.

 

2- İstanbul ve İzmir Kahve Festivali: 3. dalga akımının Türkiye’de daha geniş kitlelerce bilinir olmasını sağlayan “İstanbul Coffee Festival” etkinliği 2014’de Galata Rum İlkokulu’nda 2015’de Haydarpaşa Garında, 2016’da ise Küçükçiftlik Parkında düzenlendi. Festivali ziyaret eden onbinlerce kişinin damakları şenlendi. İzmir ise 2016’da ilk kahve festivalini hayata geçirdi. İstanbul’a göre daha lokal bazda gerçekleşen festivalde çeşitli workshoplar, söyleşiler, dans gösterilerinin yanısıra kahve tadımları ve sunumları gerçekleştirildi.

3- Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği’ne Göre;

*Türkler, 14. Yüzyılda kahve tanelerini öğütmeye ve kavurmaya başladılar ve 300 yıl kadar sonra 1600’lerde dünya çapında kurulan pazarlarda kahvenin ana dağıtıcısı oldular.

*Japonya dünya kahve tüketimi sıralamasında üçüncüdür.

*Avustralyalılar, 1940 yılından beri, 6 misli bir artışla, çaydan %60 daha fazla kahve tüketmektedirler.

*1700’lerin sonundaki ilk Fransız kahvesinden önce, kahve, Avrupa’da sokak satıcıları tarafından Arap tarzında satılmaktaydı. Araplar, bugünün sokakta satış yapan espresso arabalarının öncüleridir.

*Koyu kavrulmuş kahveler aslında orta kavrulmuşlara oranla daha az kafein içerirler. Kahvenin kavrulma süresi uzadıkça süreç boyunca daha fazla kafein yanar.

*20.000 kişi üzerinde çalışma yapan Harvard’lı bir araştırmacıya göre, düzenli olarak kahve içenler, kahve içmeyenlere oranla üçte bir daha az astım belirtileri gösterirler.

*Her yıl 400 milyar fincan tüketilen kahve dünya çapında en popüler içecektir.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menümüz