banner

İçi dolu midyeler!

Öykülü mutfak yazarımız sevgili Serda Semerci Paskalya Yortusu için bizlerle midye dolmasının hikayesini ve güzel tarifini paylaştı. Keyifli okumalar…

Mamam (annem) ilk kez 11 yaşında gelmiş İstanbul’a, Elazığ’dan… Ortaokul’a gitmek için. Kendinden yedi yaş büyük, 18 yaşında evlenip İstanbul, Samatya’ya gelin gelmiş ablasının yanına… Dedemin çabalarıyla çat pat öğrendiği Ermeniceyi Samatya’da gittiği Ermeni okulu sayesinde iyice ilerletmiş (bu arada bu okul ablalarımın da, benim de, hatta şimdilerde yeğenlerimin de gittiği okuldur).

Okul yıllarından sonra Elazığ İstanbul arasında mekik dokumuş, 20 yaşına geldiğinde çalışmak için yine İstanbul yollarına düşmüş (aslen terzidir) ve 23 yaşına geldiğinde babamla hayatlarını birleştirmişler. Yıl, 1973.

Babam, İstanbul doğumludur. Onun ailesi de 1930’larda buraya göç etmiş, Keskin’den. Babaannem cevval bir ev ve cemaat kadınıymış. Herkesin derdine koşan, okul aile birliği başkanlığını elden bırakmayanlardan….. Üstelik müthiş iyi bir aşçıymış. Ne var ki onun çok erken ölümü babamların evinde, mutfakta pişen zeytinyağlı dolma, topik, anuşabur kokularının yerine ağır bir matem kokusuna bırakmış.

Babam, anasının yaptığı yemeklerin bizim evde de pişmesine özen gösterirdi. Onun gidişiyle içinde doldurulmaz bir gedik kalmıştı ve tüm o melankolik halinin temeli buna dayanıyordu, şimdi düşününce. Bir tek o yemekler evde pişince ve bütün ailenin, kuzenlerin, dedelerin, yayaların doluştuğu büyük sofralar kurulduğunda yüzünden gülümseme eksik olmazdı. Hiç tevazuya gerek yok, mamam yemek işinde ustadır. El yordamı denen maharetten fazlasıyla mevcuttur onda. İçli köftesinden, midye dolmasına özellikle Anadolu ve İstanbul mutfağının bütün tarifleri en leziz halleriyle çıkar onun ellerinden. Ama 23 yaşındaki yeni İstanbullu, anası babası yanında olmadığından boynu bükük o genç kız ne anlar midye dolma yapmaktan.

Gel gör ki babam ondan evli olarak geçirecekleri ilk paskalya bayramında midye dolma istemiş. Midyeleri alıp bırakmış mutfağa. Ertesi sabah midyeler, mamam ve o zamanlar 18’inde olan halam kalakalmışlar.

Midyenin içini hazırlamak nispeten kolay; zeytinyağlı dolma içine benzer. Peki ya o midyeleri temizlemesi, temizledikten sonra usulünce midyenin sırtını “tık” ettirip (mamamın deyişiyle) hafifçe açması? İşte bunlar epey zor iş!

Tabii ilk denemede mamam ve halam başaramamışlar midyenin sırtını doğru oranda kırmayı. Midyeler tastamam ikiye bölünmüş her defasında, ama mamam inat etmiş bu midyeler pişecek diye ve almış eline iğneyi ipliği bölünmüş midyelere iç malzemeyi tutsunlar diye teyel atmış: ) Sonuçta ortaya rengarenk paskalya yumurtaları gibi mavi, yeşil, kırmızı midye dolmalar çıkmış. Belki kimse yiyememiş o dolmalardan ama o bayram sofrası bu hikâyeyle daha neşeli hale gelmiş, hep beraber kaybedilmiş, geride bırakılmış analar babalar yâd edilmiş….

Biz tabii tarifi böyle vermiyoruz, korkmayın! 🙂

Midye Dolma

Malzemeler:
Misafirlerinizin sayısına göre midye sayısını ayarlayabilirsiniz ama biz büyük bir bayram sofrasını düşleyerek bu tarifi hazırladığımızdan 30 adet midye diyelim.

30 adet midye için iç malzemeler:

6 adet kuru soğan
1 su bardağı zeytinyağı
20 gr çam fıstığı
2 su bardağı pirinç
Yaklaşık 8 bardak su
1 limonun suyu
4 kahve fincanı kuş üzümü
2 çorba kaşığı toz şeker
Tuz, karabiber, yenibahar, tarçın.

Ön hazırlığı:
Midyelerin kabuklarının üzeri keskin bir bıçak yardımıyla iyice temizlenir. Suyla üzerindeki kumlar temizlenene kadar iyice yıkanır. Şimdi sıra yukarıda uzunca anlattığım o en zor işlemde. Midyeyi elinize alın ağzı yukarı gelecek şekilde tutun. İki elinizle iyice kavrayın. Midyenin iki ağzını nazikçe ayırın. Çok minik bir tık sesi duymanız gerekiyor. Bu işlemi yaparken çok yavaş ve ağır hareket edin ki midyeler tamamen ikiye bölünmesin. Midyenin ağzını açınca içindeki sakallı kısmı ve içindeki inciyi bir makas yardımıyla çıkarın ve bir kevgir yardımıyla içindeki kumlar iyice temizlenene dek yıkayın. Bütün midyelere aynı işlemi uygulayınca, onları süzülmeleri için bir kenara bırakın.

Şimdi sıra iç malzemeyi hazırlamaya geldi.

Soğanları ufak ufak doğrayıp, zeytinyağında fıstıklarla birlikte kavurun. Sonra üzerine yıkanmış pirinci ve tuzunu ilave edin. Pirinç de suyunu çekince birer tutam tarçın, yenibahar, karabiber, toz şeker, limon suyu ve üç bardak soğuk suyu ekleyin. Pirinç suyunu çeksin diye orta ateşte pişirin ve çektiğinde altını kapatıp dinlenmeye bırakın.

İç malzeme soğuyunca midyelerin içini iyice doldurun ve yayvan bir tencereye düzgünce yerleştirin ve üzerini bir tabakla kapatın. İki bardak suyu da kattıktan sonra çok ağır ateşte su çekene dek pişirin.

İşlem tamamsa, sırada ılık hale gelmesini beklemek ve ardından midyeleri sunum tabağına almak var.

Midyeleri yerken herhangi bir çatal kaşık kullanmıyoruz midye kapaklarından biri içi dolu tarafı alabilmeniz için kaşık görevini üstleniyor zaten!

Ha ufak bir not: Bu tür zahmetli yemekler yanında güzel muhabbet ister 🙂

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz