banner

Hintliler neden et yemez?

Dünyanın en büyük nüfusa sahip ikinci ülkesi olan Hindistan’da 2013 rakamlarına göre 1.2 milyar insan yaşıyor. Bu kalabalık nüfus ve geniş coğrafyada 25’e yakın dil konuşuluyor ve 219 etnik grup var. Ülke Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Sihizmin gibi dinlerin doğum yeri belki ama Zerdüştçülük, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam dini de oldukça yaygın.

Din, günlük yaşam rutininde kıyafetlerden yemeklere her alanı kapsayan bir yaşam biçimi. Her bir dinin kendi hac yerleri, kahramanları, efsaneleri ve hatta mutfak alışkanlıkları var ve bu özgün farklılıklar içinde yaşıyorlar.

450’ye yakın dini inanç var

Ülke genelinde sadece yukarıda saydığım dinler mevcut değil, inanamayacaksınız ama 450’ye yakın dini inanç var ve elbette yüzlerce dini kural. Bunlardan biri de özellikle Hindular için geçerli olan inek eti yeme yasağı. Dindarlık seviyelerine göre pek çok Hindu hayvansal gıdadan uzak duruyor, kekin içinde yumurta kullanıldığı için tadına bile bakmayabiliyorlar. Bunun yanında inancına göre et tüketen büyük bir kitle de var.

Fast food zincirlerinin menüsü vejetaryen

Hindistan’a gittiğinizde pek çok vejetaryen yemek bulmanız mümkün. Hatta bildiğiniz fast food zincirlerinden birine gittiğinizde tıpkı Uzak Doğu ülkeleri gibi ülkenin damak zevki ve dini kurallarına göre hazırlanmış, sebze ağırlıklı menüler görebilirsiniz. Tıpkı İslam dünyasında helal gıda aranması gibi. Bu konuda Hindistanlılar’ın yoğun yaşadığı Batı’da ve Amerika’da restoranlar ve kafeler oldukça hassas hareket ediyor. Menülerinde sundukları ürünlerin içinde ne olduğunu mutlaka yazıyorlar aksi halde ciddi bir müşteri kitlesini kaybetme riskleri var. Müslümansanız domuz etini, Hinduizme inanıyorsanız baconlı bir yemeği size satamazlar ve müşterilerin çoğu zaman işletmeyi şikayet etme hakkı söz konudur.

Gelelim Hintilerin neden et yemediğine. Etyemezlik Hindistan’da gelenekten de üstün çünkü kökenleri Veda’ların kutsal kitaplarına, ülkenin uygarlık temellerine dayanıyor.

Etyemezlik ahlâki bir tutum

Kökeni Latince vegetus kelimesine dayanan Vegetarian sözcüğü ‘sağlıklı, taze, canlı’ anlamına gelir. Ülkede yaşayanlar etyemezliği ahlâki bir tutum olarak ele alır. Hatta etyemezliğin çeşitli kuramları bile vardır. Hint yazıları gerçek etyemezliğin et, balık, ve yumurta yememek olduğunu belirterek Veda’ların süt ve sütlü maddelere özel bir önem verdiğini belirtir. Tahıl, sebze ve meyveyle beslenmeye dayanan ve ömür boyu süren bir rejim en idealidir. Doğal ve kutsal kurallarla en iyi bağdaşan, geçmiş çağlardan beri sağlam bir felsefeye, bilime ve sağduyuya dayanan bir rejim olduğu düşünülür.

Peki Hindistan’da ve dünyada insanı etyemezliğe götüren nedenler neler?

1- Yapılan araştırmalar insan yapısının etobur hayvanlarınkinden farklı olduğunu gösteriyor. Etoburların midelerinin çok daha kaslı, mide salgılarının insanlarınkinden on kez daha asitli ve bağırsaklarının çok daha kısa olduğu görülmüş. Sindirilmeyen etlerin bedende uzun zaman kalmasının bu etlerin çürümesine, kokuşmasına, dolayısıyla bedenin erken yaşlanmasına ve birçok hastalığa sebep olduğu düşünülüyor.

2- İngiliz araştırmacılar Burkitt ve Trowell, etin bitkisel liften (selüloz) yoksun oluşunun önce kabızlık, migren ve bitkinlikle kendini gösterirken sonraları kanser, kalp hastalıkları.. gibi daha önemli hastalıklara kapı araladığını belirtiyor.

3- Besiye çekilen hayvanlara çabuk semirmeleri için verilen hormonların, insan sağlığını bozup kanser ve tümör oluşumunu kamçıladığı ileri sürülüyor.

4- Avrupa ülkelerinde en çok et tüketen toplum olan Fransa’da (yılda 112 kilo et) kalp hastalıkları sebebiyle ölümlerin oranı %41’i, et yeme rekoruna bağlanıyor.

5- Montpellier Tıp Fakültesi profesörlerinden Pech’e göre kalp hastalıklarının nedeni, kasapta satılan etlerde antibiyotik bulunması. Kalın bağırsak ve dalak kanserlerinin kimyasal zehirlenme ve kokuşmadan ileri geldiği öne sürülüyor.

6- Pişmiş ette yüksek miktarda kanserli madde bulunduğunu kanıtlayan araştırmacılar, ızgarada pişen bir kilo ette 600 adet sigara dumanında bulunan miktarda benzopyrene olduğunu kanıtladılar.

7- Yağsız kırmızı ette bile çok miktarda yağ bulunuyor. Bu yağ kötü kaliteli, yağ asitlerinden zengin olduğu için yüksek kolestrole dolayısıyla damar hastalıklarına, bedenin kötü kalsiyum dağıtımına (kramp, asabiyet, uyumsuzluk), ağır sindirime.. vs yol açıyor.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz