banner

Dişimizi fırçalarken suyu kapatarak dünyayı kuraklıktan kurtaramayız

On yıl önce tarımsal pazarlama okurken ‘Dünyada Barış için İş’ dalında Nobel’e aday gösterileceğini şüphesiz kendisi de bilemezdi. Çoğumuzun unuttuğu, sorunlarını göz ardı ettiği tarım sektörüne el attı. İnternetin, cep telefonlarının bile olmadığı zamanlarda bilişim ve tarımı nasıl bir araya getirim, çiftçinin ürününü pazarlamasına nasıl yardımcı olabilirim diye düşündü. İlk 6 yılda 12 bin köy ziyaret ederek çiftçiyle birebir iletişim kurdu. 2009’dan beri ziyaret ettiği köylerde çiftçiye birebir eğitim veren eğitim tırı ile 9 milyon çiftçiye dokundu. ‘Dişimizi fırçalarken suyu kapatarak dünyayı kuraklıktan kurtaramayız, çiftçiyi eğitmemiz gerek’ diyen Tarımsal Pazarlama Platformu’nun kurucusu Tülin Akın ile söyleştik.

Şimdiye kadar pek çok girişimci tanıdım, çoğu e-ticaret alanında tarım dışı ürün ve hizmet satan site veya portallere sahipti ama ilk kez tarım sektörü için proje geliştiren bir ‘sosyal girişimci’ var karşımda. Kimdir Tülin Akın?

Babası köy öğretmeni annesi ev hanımı olan bir ailenin iki çocuğundan biriyim. Baba mesleği nedeni ile doğduğumdan beri Anadolu’nun çeşitli yerlerini dolaştım. 10 yıl önce, şimdi artık olmayan Akdeniz Üniversitesi Tarımsal Pazarlama bölümüne girdim. Babamın da öğretmenliğin yanı sıra gittiği köyleri ağaçlandırma, arıcılık gibi faaliyetlerinden etkilenmiş olmalıyım ki bu bölümü seçerek tarımla ilgili bir iş yapmak istedim.

Tarım alanında bir şeyler yapma fikri nasıl oluştu?
Çiftçiye ne zaman derdini sorsak ürettiği ürünü satamadığını söylüyordu. Tarım Bakanı da aynı şeyi söylüyordu. İşin içine girince anladım ki ihraç edilecek ürün yok, ürünün bir standardizasyonu yok çünkü çiftçiler bilinçsiz.

Tarım sektöründeki sorunlarla ilgili çözüm üretmeye mi başladınız?
Evet çünkü ortada adeta bir Çin Seddi vardı. Şehirlerde bilişim sektörü gelişmişti, bilgiye hızlı erişim vardı, diğer taraf interneti bilmiyordu. Bir taraf Hammurabi zamanında diğer taraf uzay çağında gibiydi. Bir gün mutlaka bunlar da interneti kullanacaklar diyordum.

O dönem tarım konusunda kaynak sıkıntısı da var bildiğim kadarıyla…

Staj ararken baktım ki hiçbir tarım firmasının web sitesi yok. Kariyer sitelerinde ziraat mühendisi ilanı yok, yani tarıma ilişkin hiçbir başlık ve sektör yok. Bilgi arıyorsun, ödev yapacaksın, kaynak yok.

Bilişim temeliniz nerden geliyor? Nasıl tomurcuklandı tarimsalpazarlama.com projeniz ve bu aşamaya ulaştı?
Biraz anlıyordum ama web sitesi hazırlamayı bilmiyordum, üstelik bilgisayarım da yoktu. Bulunduğum ilçede 10 sene önce internet de yoktu, daha bağlanmamıştı. İnternet kafede nasıl yaparım diye araştırmaya başladım. Yazılımı yapamayacağımı anladım ve internete ilan vererek o zamanki ortağımla çalışmaya başladık. 2004 yılında tarimsalpazarlama.com’u yayına koyduk. İlan ekleme bölümü ve haber bölümüyle açtık. Çiftçinin ilgisini çekmedi çünkü kimsede bilgisayar ve internet yoktu. Türkiye’deki bütün tarım fuarlarına katılmaya karar verdim. 1 yıl boyunca yaklaşık 40 fuara katıldım.

Başlarken ne tarz sorunlar yaşadınız? Biz tarım toplumuyuz ama tarıma gerektiği önemi vermiyoruz sanki.

Çiftçinin bilinçlendirilememesi en büyük sorundu. O kadar insanı yüz yüze bilinçlendirmek çok zor. İkincisi de çiftçinin güven sorunu var. Ziraat mühendisleri köye gittiği zaman sen onu kitaptan görüyorsun ben doğduğumdan beri uyguluyorum deyip ziraat mühendislerini teste tabi tutuyorlar.

Büyük bir medya grubu 1,5 milyon lira teklifle sitemize talip oldu

O ana kadar yavaş adımlarla ilerlemişsiniz, peki sonra ne oldu da büyük bir medya grubu sitenizi satın almak istedi?
O zaman girişimci diye bir kavram yoktu. Bu aşamada üye sayımız 20 bin oldu. İlk paraları üyelikten kazanmaya başladık. Türkiye’de tarımla yapılmış ilk sistem olduğu için önce yerel medyada sonra ulusal basında haberler yayımlanmaya başladı. Özellikle Hürriyet Gazetesi’nde haber çıkınca sitedeki üye sayısı ve basının ilgisi arttı. O gazete kupürüyle İsrail’den iş teklif etmek için geldiler. 20 bin üyeye ulaştığımızda bir üyelik sistemi geliştirelim ve siteyi üyelikli hale getirelim dedik. Her şeyi yaptığımız işe yatırdık, bu proje için çalışan hiç kimse para almıyordu. Üyelik arttı ama kazanç artmadı. Olması gereken geliri sağlayamıyorduk, sadece bilinirliğimiz artmıştı. Bu sırada büyük bir medya grubu 1,5 milyon lira teklifle sitemize talip oldu. İş planlarımız örtüşmedi ve satmadık. Sosyal girişimci olduğumu o zaman anladım.

Bu aşamada tarımı önemseyen bazı isimlerden destek gördünüz…

Özellikle en büyük destekçilerimizden Türkiye’de Tarım Sigortalarının hayatımızda olmasını sağlayan Tanfer Dinler, hem maddi olarak hem de 3 yıl karşılık beklemeden mentörlük yaparak iflas etmemizi engelledi. Üniversitedeki hocamdan danışmanlık almaya başladım. Çiftçinin başka sorunlarına bakmak gerekiyordu, çiftçinin yeni pazara açılmaları lazımdı. İnternetten ürün satışı yapsınlar diyorduk tamam ama hiçbir çiftçinin kredi kartı yoktu. Kredi kartına yönelik işlem yapabilmek ve çiftçinin tefeciye borçlanmasını önlemek için bir bankaya gittik. Şekerbank, biz de böyle bir şey yapmak istiyoruz diyerek iş ortaklığı teklif etti. İlk büyük destekçimiz onlardı.

6 yılda 12 bin köy ziyaret ederek çiftçiyle birebir iletişim

Şekerbank ile olan iş birliğiniz nasıl yürüdü?
6 yılda 12 bin köy ziyaret ettik ve çiftçiyle birebir iletişime geçtik. Sponsorluk değildi, karşılıklı iş anlaşmasıydı. Çiftçilerin ilk kredi kartlarının Şekerbank’tan olmasını sağladık. O dönem siteye yurt dışından da ziyaretçi geldiği için ihracat ödülü verildi. Alibaba.com Türkiye temsilciliği tarım tarafını güçlendirmek için birlikte çalışmayı önerdi.

Vodafone ortaklığı ile Çiftçi Kulübü

Şu an 1,5 milyondan fazla çiftçiye, tarimsalpazarlama.com ortak platformu üzerinden hizmet veriyorsunuz. Çiftçiyle nasıl bir iletişiminiz var, nasıl ilerliyor?
Projemizi büyütmek için cep telefonu operatörlerine gittik. Vodafone’un o zamanki CEO’su Serpil Timuray çok ilgilendi. Vodafone ile tam 196 toplantı yaptık, vazgeçmeden gittim ve yapalım o zaman sözü alarak projeye başladık. Çiftçi Kulübü’nü kurduk. 2434 Çiftçi Haber Paketi’ni oluşturduk. Bugüne kadar 1 milyon 400 bin çiftçi, haber servisinden -günde 7 adet olmak üzere- mesaj almaya başladı. Çiftçinin bulunduğu bölgedeki hava durumuna ve bölgede yetişen ürüne göre mesaj gönderiyoruz. Mesela rüzgar çok şiddetliyse ilaçlama yapmaması gerektiğini belirtiyoruz ya da doğal afet olacaksa önlem alması gerektiği konusunda bir gün önceden uyarıyoruz. İlk zamanlar çiftçiler inanmıyorlarmış, sonra ürünler su altında kalınca mesajların önemi anlamaya başladılar. Bunun yanında ürettiği ürünün hal fiyatlarını ve başka yerdeki fiyatlarını gönderiyoruz ki karşılaştırma yapabilsinler. Bitkinin hastalık zamanını, budama zamanını, anız yakmamaları gerektiğini, anız yakmanın topraktaki yararlı şeyleri öldürdüğünü anlatıyoruz mesajla. Hibe destekler konusunda detaylı bilgilendirme yapıyoruz. Günde 400 çeşit mesaj yaratıp kategorize ediyoruz. Çiftçinin ürününü SMS ile sitede satmasını sağlıyoruz.

Çiftçiye özel bilgisayar üretimi

Bu sırada teknoloji gelişti, akıllı telefonlar, çeşitli bilgisayarlar hayatımıza girmeye başladı…
Akıllı telefonlar çıktı ve daha köylere ulaşmadan uygulama geliştirdik. Çiftçi bilgisayar kullanımını öğrenmeli dedik ve çiftçiye özel bir bilgisayar üretebilir düşüncesiyle, Intel’e projeyi götürdük. Arçelik ve Grundig marka bilgisayarlar ürettik ve sahaya çıktık. Ege’den başlayıp Doğu’ya doğru yayılan bir çizgi izledi bu ve 12 bin köyde 9 milyon çiftçiyle yüz yüze iletişim sağladık.

Vodafone işbirliğiyle eğitim tırı

Vodafone ile eğitim tırı hazırladık. 2009’dan beri sahada, köy köy dolaşıp köy bazında üretilen ürüne veya hayvana göre eğitim planlaması yapılıyor, site anlatılıyor, telefonlardaki uygulamalar anlatılıyor. Amacımız sürdürülebilir şekilde çiftçinin bilgiyi kendisinin almasını sağlamak. Bunun için sahadaki ilişkiyi sıcak tutmak gerekiyor. Sitede 250 bin abone var şu an.

Tarımda en önemli sorun çiftçinin ürettiği ürünü pazarlayamamasıydı. Bu soruna ciddi anlamda çözüm getirmişsiniz. Sadece bu mu sorun?
Dünyadaki suyun yüzde 9’u şehirlerde, yüzde 11’i sanayide, yüzde 80’i tarımda kullanılıyor. Yani dişimizi fırçalarken suyu kapatarak dünyayı kuraklıktan kurtaramayız. Çiftçiyi bilinçlendirmek önemli. Salma sulama yapma, damla sulama yap demek, ürününe uygun sulama sistemine geçirmek, yanlış sulamayı engellemek önemli.

İnternet siteleri, televizyonu radyosuyla tam teşekküllü bir tarım medya grubusunuz aynı zamanda…
Tarım sektöründeki insanların yüzde 38’i cep telefonuna sahip. Evdeki bilgisayarlarda internet yok cep telefonlarında var. İnternet projelerimizi yoğunlaştırdık. Tarim.com.tr platformuna geçerek buradan yayın yapıyoruz. Araştırmalarda çobanların yüzde 90’ının köyden çıktıktan sonra radyo dinlediğini ve akıllı telefon kullandığını öğrendik. Onlara yönelik bir radyo oluşturduk. Ulusal bir kanalda üç ay boyunca süren bir televizyon programı yaptık, çiftçiye yönelik. Hatta bu proje ile Mediacat Felis Ödülleri 2013 ‘yılın en iyi televizyon kullanımı’ ödülünü aldık. Radyo, televizyon, haber portalı, pazarlama çalışmaları ve telefondaki uygulamalarla her yoldan çiftçiye ulaşıyoruz.

Karikatürle çiftçiye içerik üretiyoruz

‘Çiftçi Himmet Projesi’ ile teknolojiyi kullanmalarına yardımcı olması için karikatürle çiftçiye, çiftçinin dilinde sistemi kolay bir şekilde anlatmaya ve çiftçiyi eğitmeye çalışıyoruz. Yaptığımız tek şey çiftçiye içerik üretmek.

Kadının çiftçilikte adı yok

Bana hep erkek çiftçilere ulaştığınızdan bahsettiniz? Tarımda en önemli emeği sarf eden kadının bu oluşumda yeri yok mu?
Bizim kullanıcılarımızın yüzde 90’ı erkek. Kadının telefonu varsa da erkek üzerine. Ailede üreten kadınlar, pazarlama ve satın alma ayağı erkeklerde. Ne yazık ki kadının çiftçilikte adı yok. Tırla süt sağımı için eğitim vermeye gittiğimizde doğuda kadını hiç sokakta görmediğimiz oluyor, bazı yerlerde kadınlar bize de eğitim vereceksiniz değil mi diye geliyorlar. Bazılarında biz bugün sadece kadınlara eğitim vereceğiz diyoruz. 2014 yılı dünya aile çiftçiliği yılı dolayısıyla bu sene kadınlara yönelik bir projemiz var. 2004’te çiftçiye ulaşmak nasıl zor idiyse 2014’te çiftçi kadına ulaşmak aynı derecede zor. Bu zorlukları aşmak üzere çalışıyoruz.

Şimdiye kadar pek çok ödül aldınız. Yılın kadın girişimcisi, Ashoka sosyal girişimcilik ödülü, tarımsal girişimcilik ödülü…vs. Nobel adaylığınız nasıl öğrendiniz?
Nobel adaylığımı maille öğrendim. Ödül açıklandı ve alamadım. Şu an 24 kişiyle çalışıyoruz. Ziraat mühendisleri, yazılımcılar ve proje yöneticilerimiz var. Tarım sektörüne giren özel firmalara danışmanlık veriyoruz. Çiftçiye yararlı olacak bir şey olacaksa mutlaka işbirliğine gidiyoruz. 2004’ten 2014’e bu aşamalara geldik.

Teşekkürler

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz