banner

Dağda ocağı sönenin, ocağı söner

Büyükşehirlerde yaşama ve çalışmanın getirdiği hızlı yaşamı yavaşlatmak, biraz olsun nefes alıp mola verebilmek için pek çoğumuzun ilgilendiği bir veya birkaç spor dalı var. Bunlardan biri de dağcılık.

Her spor dalında olduğu gibi dağcılıkta da beslenme ve vücudunuza alacağınız yemeğin niteliği büyük bir öneme sahip. Çünkü yaşam kaynağımız yemek.. Hem keyif veren, hem de yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan besinler; fakat bu besinleri bir kamp yüküyle sırtımızda taşıyacaksak ve dağcılık gibi adrenaline dayalı bir spor yapıyorsak..

Protein Ağırlıklı Yağsız Bir Beslenme

Asıl besin kaynağımız olan doğada olsak da doğaya çıkmadan önce ve doğadayken beslenmemizdeki belli unsurlara dikkat etmemiz gerekiyor. Dağcılık, kampçılık, trekking gibi dayanıklılık ve kuvvet gerektiren sporlar, tükettiğimiz besin ve içeceklerle vücudumuzun bu iki unsurunun da desteklendiği outdoor aktiviteler. Dolayısıyla günler hatta haftalar önceden ‘bedensel’ ve ‘zihinsel’ olarak bu aktivitelere hazırlanan vücut, protein ağırlıklı, yağsız bir beslenme ile desteklenmeli. Aktivite sırasında vücudun su kaybını azaltan, enerji ihtiyacını doyuran bir beslenme her dağcı için olmazsa olmaz bir kural.

Dağcılar hangi besinleri tüketir?

Bir haftalık bir tırmanış gerçekleştiriyorsak çantamıza bu süre boyunca yetebilecek yiyecekleri alıyoruz. Çantamızı hazırlarken enerji ihtiyacımızı sağlayacak kuruyemiş ilk sırada yerini alıyor. Yemek pişireceğimiz kamp ocağı ve tenceresi ile makarna gibi bol karbonhidratlı besinler, kahvaltılık peynir, zeytin, bal, helva, çorba ve hazırladığımız yiyeceklere lezzet verebilmek için taşınabilir miktarda baharatlar ve pratik malzemeler sırt çantasının vazgeçilmezleri.

Tüketirken mutlu olacağımızı düşündüğümüz yiyecekler için çantamıza yer açarken, aşırı yükle ve gereksiz gıdalarla fazla ağırlık yüklenmememiz de gerekiyor. Yıllar önce yaptığımız bir dağcılık faaliyetine bir arkadaşımızın karpuz getirdiğini ve getirdiği karpuzu araçta bırakmak zorunda kaldığını şimdi gülümseyerek hatırlıyorum. Kocaman bir karpuz zaten 20 kilo olan kamp yüküyle nasıl taşınırdı 🙂

Sırt çantamızdaki her gıda, günlük öğünler planlanarak, ağır olmayan ve doğadaki faaliyet sürecimizi destekleyecek içerikte seçiliyor. Örneğin bir kamp faaliyetinde mutlaka kamp ateşi yakılacağından, buna uygun, ateşte pişirilecek sucuk, köfte gibi besinler alınırken, dağ faaliyetinde vücudumuz dayanıklılık ve kuvvete ihtiyaç duyacağı için tok tutan ve enerji veren besinler almak her zaman daha mantıklı.

Yürüyüş sonrasında ‘mangalda hamsi’

Bazen günübirlik trekking faaliyetimizi keyfe dönüştürmek için yürüyüş sonrasında ‘mangalda hamsi’ ile karınlarımızı doyurup vücudumuza hem enerji hem de neşe kattığımız da oluyor. Kamp ateşi etrafında edilen harika sohbetler eşliğinde pişirilen ve yenen közlenmiş patateslerin, sucukların tadı hâlâ damağımızdadır.

Çeşitli şekillerde tatlandırdığımız makarnalar, en yararlı besin olarak bir dağcının sofrasının kralıdır. Ton balıklı makarna, bulgur pilavı, şehriye pilavı, erişte, kuskus ve mantı dağda vücudumuz için gerekli enerji ve dayanıklılığı sağlar.

Kendi bedenimizi en iyi kendimiz bildiğimiz için, doğaya çıkarken yanımıza aldığımız besinlerin önceden tükettiğimiz, alışık olduğumuz besinler olması rahat bir aktivite için elzemdir. Alışık olmadığı bir yiyeceği tüketen dağcı, mide sorunlarıyla karşılaşabildiği gibi, az sıvı alımından dolayı, baş ağrısı, dehidre olma, hipodermiye girme gibi riskli durumlarla da karşılaşabilir.

Vücutta su ve sıvı eksikliği sıcak havada terlemeyi engelleyip vücudun soğumamasına sebep olurken, soğuk havada hipodermiye neden olabilir. Bu yüzden dağda bol miktarda sıvı tüketmek gerek. Çoğu zaman çantamızda ağırlık oluşturduğundan dağ faaliyetlerinde su taşımıyor, su kaynağı arıyoruz ya da kar eritiyoruz. Kar eritirken bazen, erittiğimiz karın kurtlanmış olduğunu görmek pek keyif vermese de, doğada susuzluğun giderilmesi için başka seçenek yoktur.

Dağda ocağı sönenin, ocağı söner

Dağa sporlarıyla uğraşanlar bilir, ‘Dağda ocağı sönenin, ocağı söner.’ Özellikle kışın yapılabilen aktivitelerde vücudun ısısını ve direnci korumak için, sıcak besin ve sıvı almak şarttır. Eğer yanınızda, çalışan bir ocağınız yoksa, besin ve suyunuz da yok demektir. Kış mevsiminde, kar suyu eritebilmenizi ve su içerek ısınmanızı, yani hayatta kalmanızı sağlayabilecek tek şey ocaktır.

Ferah Erdemir

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz