banner

Bir pasta yaptım yanağını dayar uyursun

Bu ara kızlarla ne ara biraraya gelsek aynı cümle geçiyor aramızda: “Bir pasta yaptım yanağını dayar uyursun.” Neden mi? Sevgili Cenk Sönmezsoy, nam-ı diğer Cafe Fernando hatunların, hatta ve hatta erkeklerin mutfak literatürüne bu cümleyi şak diye oturtuverdi. Bu bahsettiğimi en iyi mutfaktan gelen mis gibi kurabiye, kek, pasta kokusunu duyduğunda kendisini masaldan masala geçiyormuş gibi hissedenler anlar 🙂

Ne çok şey çağrıştırır bize mutfaktan gelen kokular değil mi? Kimimiz ananemizin paskalya çöreğinin kokusunu aldığımızda çocukluğumuza gideriz, bir diğerimiz zencefil kokusunu duyumsadığımızda annemizin zencefilli kurabiyesini anımsarız. Bu sebeple hep derim “Bir lezzetin zevki dilde ve damakta toplanır ama çoğu zaman orada değil, anılarda başlar.” Tat duyusu da el yeteneği de geliştirilebilir, yeter ki önyargılara kapılmayın, sabredin, merak dolu bir cesaretle ama fazla ciddiye almadan işe koyulun.

Cafe Fernando’yu yazmak 4 yıl sürdü

Mutfakta sabır denince ilk aklıma gelen isim Cenk Sönmezsoy. Bir kitabevine gidip çıkardığı kütük gibi kitabı Cafe Fernando ‘yu elininize alınca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitabı yazmak tam 4 yıl sürmüş. O Cafe Fernando’yu yazmaya başladığında üniversiteye başlayan bir okuru, üniversiteden mezun olmuş… Her tarif defalarca ve defalarca denenip en ufak detaylarına kadar bilimsel çalışma yapan bir bilimadamı gibi kaydedilmiş. Bu adamın önünde reverans yaparım, saygıyla eğilirim zira çok sabırlı olmama rağmen kendisinde olan sabrın zerrisini barındırmıyorum.

Kitabın her sayfasını büyük bir itinayla, kutsal kitap okur gibi çeviriyorum. Hikayeleştirdiği ve okuyucuyu sıkmadan anlattığı tarifleri sizin denemeniz için de sabırlı olmanız gerekiyor ama emin olun buna kesinlikle değer. Arkadaşlarınıza O’nun tariflerini uygulayıp hava atmak, göğsünüzü kabartmak yüzde bin hakkınız!

Kitabı da Cenk’i de size allayıp pullamayacağım. Ayşe Arman’ın Hürriyet Gazetesi’nde Cenk ile yaptığı şu şahane röportajı okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ayşe Arman ile Röportaj Kitabın sayfalarını çevirip kendisinin çektiği brownie, quiche, sorbe, makaron fotoğraflarını görün yeter. Sayesinde San Francisco’ya epey arkadaş yolculadık…

Haa unutmadan, Cafe Fernando kitaplığımın en güzel yerinde. Aynı isimdeki bloğu Cafe Fernando ise ben gibi mutfağı sevenlerin kendisini evindeymiş gibi hissettiği bir mecra. Zira İngiliz The Times Gazetesi’nin ‘Dünyanın En İyi 50 Yemek Bloğu’ içerisinde yer verdiği Cafe Fernando’da yazdığınız yorumlara, sorulara hiç yorulmadan ve üşenmeden cevap veriyor Cenk Sönmezsoy

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz