banner

Beslenmeniz ne kadar renkli?

Elimde şimdiye kadar tuttuğum en renkli kitap belki…

Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger, diyet yaparken bunu renkli hale getirmemizi sağlayacak çok keyifli bir kitap hazırlamış. Hangi renk sebze meyveleri tüketmemiz gerektiğini, akılda kalıcı ve öğretici bir şekilde anlatmış. Kitapta son derece basit tariflerle kendimize nasıl sağlıklı öğünler oluşturacağımızın ipuçlarını da vermiş. İşim gereği, özellikle de akşamları, sizlere anlatmak için çeşitli mekanlarda onlarca çeşit yemek ve tatlı denediğim için yemediğim öğünlerde ve aralarda, spor öncesi ve sonrası için yardımıma koşacak rehber bir kitap niteliğinde benim için. Böylelikle beni yediklerimi dengeleyip günü az kalorili ama renkli ve keyifle beslenerek geçireceğim öğünlere yönlendirmiş oluyor.

Diğer yandan kitap bana, bazı zamanlarda beslenmemin ne kadar renksiz olduğunu, bazı çok sevdiğim sebze ve meyveleri aslında ne kadar az tükettiğimi ve beslenmeme renk katmam gerektiğini hatırlattı. İpek Ağaca Özger ile Alfa Yayınları’ndan çıkan  İdefix’ten satın alabileceğiniz  yeni kitabı ‘Renklerle Diyet’i konuştuk.

  • Neden ‘Renklerle Diyet’? Kitap hangi fikirle ortaya çıktı?

2013 yılında “Renkli Diyet” markasını yarattım ve kendi ofisimde danışmanlık vermeye başladım. Renkleri, renkli giyinmeyi, renkli yaşamayı seviyorum. Tükettiğim besinlerin de renklerine ve tabaktaki renk uyumlarına her zaman dikkat ederim. En başta da meyve ve sebzelerin o muhteşem renkleri beni hep büyülemiştir. Sağlığımız için tüm renkteki meyve ve sebzelerden dengeli şekilde tüketmemiz gerekiyor. Bu konunun daha önce yeterince üzerinde durulmadığını fark ettiğim gün kitabımın konusuna karar vermiş oldum. Uzun bir süre konuyla ilgili yabancı yayınları takip ettim, kaynak topladım. Yoğun çalışma temposunda kitabıma yeterince zaman ayıramazken hamile olduğumu öğrendiğim günlerde kitap konusunda harekete geçmem gerektiğine karar verdim ve epey zamandır yaptığım araştırmalarımı toparlayıp kitabımı yazmaya başladım. Yoğun kitap yazmalı, ama çok da keyifli ve konforlu bir hamilelik süreci geçirdim. Şimdi ise arka arkaya gelen iki heyecanın (Oğlum ‘Özgür’ ve Kitabım ‘Renklerle Diyet’) mutluluğunu yaşıyorum.

Her gün 3 öğün meyve tüketmek kendimizi daha iyi hissettirir

  • Kitapta meyvelerin doğru tüketiminden bahsetmişsiniz? Türkiye’de genelde akşam yemeğinden sonra koca bir kase meyve sınırsızca tüketilir. Doğru bir tüketim şekli mi? Meyve tüketimi nasıl olmalı?

Bizler meyve tüketiminde ciddi sorun yaşıyoruz. Kimi evde bahsettiğiniz gibi birer koca tabak meyve tüketilirken; kimi eve de haftalarca hiç meyve girmediği oluyor. İkisi de yanlış aslında. Evet meyveler çok ama çok sağlıklılar ama fazla miktarda tükettiğimizde fazladan enerji almış oluyoruz ve kilo alımları meydana gelebiliyor. Hiç meyve yememek ise sağlık açısından çok daha ciddi bir durum aslında. Bizler ülkemizde renk renk, çeşit çeşit meyve ve sebzeye kolayca ulaşma imkanına sahibiz. Çoğu ülkede meyve ve sebzelerin çeşitleri bizdeki kadar geniş değil ve bizdeki kadar da ucuz değiller. Ama çoğu kişinin meyve tüketme alışkanlığı yok. Halbuki her gün en az 3 porsiyon meyve tüketmek, kendimizi daha iyi hissettirir, bizi hastalıklara (kalp hastalıkları, kanser, diyabet, sindirim sistemi hastalıkları vb.) karşı korur, bağışıklık sistemimizi güçlendirir, aburcubur yeme isteğimizi azaltır. Her gün rengarenk meyveleri tüketmeye özen göstermeliyiz.

Günümüzün hastalığı ‘ortoreksiya’

  • Kitapta ‘sağlıklı beslenme takıntısı’ dediğimiz ‘rtoreksiya nervosa’dan da bahsetmişsiniz. Nasıl bir beslenme davranış bozukluğu? Neye yol açar?

Ortoreksiya Nervosa, ‘sağlıklı beslenme takıntısı’ diye geçen bir beslenme davranışı bozukluğu. Saatine (hatta dakikasına) göre yemek yeme, gramına hassasiyetle bakarak, fazla ayrıntıyı düşünerek beslenme, bazı besinlerin vücut için adeta zehir etkisi gösterdiğine inanma, vb. düşünceleri ve davranışları bünyesinde barındırır. Evet, sağlıklı beslenmeliyiz ama takıntı haline getirmeden! Ben bu konuyu çok önemsiyorum çünkü ortoreksiya günümüzün hastalığı haline geldi. Medyanın da çok büyük olumsuz etkisi var tabii. Konusunda uzman olmayan kişiler halkımızı meyveden soğutuyor, ekmeğe zehir diyor, vb. Halbuki ekmek de meyve de sağlığımız için çok değerli besinler…

Ekmek kilo aldırmaz

  • Canan Karatay’ın tersine siz “Ekmekten korkmayın” diyorsunuz. Ekmek kilo aldırmaz mı?

Aldırmaz. Vücudumuzun her türlü besin grubuna uygun miktarda ihtiyacı vardır. Ekmek çok iyi bir karbonhidrat kaynağıdır. Bizlerin sağlıklı beslenmesi ve ideal kiloya kavuşması için yeterli miktarda karbonhidrat alması gerekir. Çavdar veya tam buğday ekmeğini uygun miktarda tükettiğimizde kilo aldırmayı bırakın; kilo vermemize bile yardımcı olur.

Kan portakalının antioksidan özelliği normal portakala göre çok çok daha fazla

  • Neden normal portakal yerine ‘kan portakalı’ öneriyorsunuz?

Normal portakalı da öneriyorum; kan portakalını da. Portakal turuncu renk besin grubuna girerken; kan portakalı mor renk grubuna giriyor. Kan portakalında ‘gençlik ve güzellik sağlayan, yaşlanmayı geciktiren’ özelliği ile dikkat çeken ‘antosiyanin’ bulunuyor. Mor renk de bu pigmentten kaynaklanıyor zaten. Kan portakalının antioksidan özelliği normal portakala göre çok çok daha fazladır. Bu yüzden tüketmek gerekiyor ama artık marketlerde ve pazarlarda eskisi kadar sık göremiyorum kan portakalını.

  • Sağlıklı ve pratik tarifler vermişsiniz kitapta. Hepsi kalori değeri düşük ama bunun yanında yaratıcı ve iştah açıcı görünüyor…:) Tariflerden bahsedebilir misiniz?

Kitapta 55 adet renkli tarif var. Her renkten 10’ar adet tarif bulunuyor (10 adet kırmızı tarif, 10 adet turuncu tarif, gibi), 5 adet de rengarenk tarif (bu tarifler 5 rengi de içeriyor) bulunuyor. ‘Renklerle Diyet’ kitabımdaki tariflerin ortak özellikleri çok pratik; ortalama 10 dakikada hazırlanabilen, kalorisi düşük, renkleri yani dolayısıyla antioksidan içeriği yüksek tatlar olmaları. Örneğin bal kabağı tatlısının çok hafif ve farklı şekilde hazırlanmış hali olan turuncu kup, pancardan hazırlanan mor salata, toksinlerden arınmaya yardımcı olan beyaz çorba gibi. Öğrencisinden çalışanına, yaşlısından gencine herkesin kolayca hazırlayıp güvenle yiyebileceği rengarenk tarifler bunlar…

  • Kitapta özellikle “kişiye özel diyet”i vurguluyorsunuz. Neden diyet kişiye özel olmalı?

Hepimizin ideal kilosu, beslenme alışkanlıkları, sağlık durumu, yaşı, boyu, kişisel özellikleri farklı. Dolayısıyla hepimizin aynı kiloda olması veya hepimizin aynı diyeti uygulaması gibi bir durum söz konusu olmamalı. ‘Diyet kişiye özel olmalıdır’. Gazetelerde, dergilerde yayınlanan diyetler bizlerin sağlığını bozabilir. İhtiyaçlarımızın çok altında besin ögeleri içeren bu diyetler bize faydadan çok zararda bulunurlar. En doğrusu; öncelikle bir dahiliye hekimine gidip genel muayeneden geçmek ve kan tahlillerini yaptırmak; ardından bu işin uzmanı olan diyetisyenden destek almaktır. Yapılan ayrıntılı ölçümleriniz ve görüşmeler sonrasında size özel diyet programınız ortaya çıkacaktır. Düzenli takiplerle sağlıklı ve kalıcı kilo kaybetmiş olursunuz. Youtube kanalımı takip ederek de güncel bilgilere ve farklı tariflerime ulaşabilirler. Merak edilen konuları yorum kısmına not bırakmalarını tavsiye ederim. Gelen yorumları takip ediyorum ve bir sonraki videolarımda o konuyu ele alıyorum.

 

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz