banner

Baharatın tarihine yolculuk

Biber, tarçın, zencefil, karanfil, safran.. Bugün baharatlar dünya gastronomisinin büyük bir bölümünü oluşturuyor ve pek çok kişinin ve çoğu restoranın mutfağının vazgeçilmezi. Sadece nesne olarak değil, kadim zamanlardan beri önemsenen ve ilgi gören bir malzeme.

Her gün elimizin altında olan baharatlar, yüzyıllardır yiyeceklerin lezzetini arttırmak, besinleri muhafaza etmek, içecek, yağ, parfüm, kozmetik, mum ve ilaç yapımında ana malzeme olarak kullanılageldi. Günlük hayattaki işlevlerinin yanı sıra beden için de önemli bir yanı var baharatın, zira her daim iştah açan, sindirimi kolaylaştıran, psikolojik olarak rahatlatan, afrodizyak etkileri görülen bir maddedir aynı zamanda.

Geçmiş zamanlarda baharatlar dini törenlerde veya uygulamalarda da kullanılmış. Örneğin Firavunlar mumyalanırken ve tütsülenirken kilolarca kimyon, mercanköşk, çin tarçını kullanılmış. Kutlama ayinlerinde ve tıbbi tedavilerde baharatlardan sıklıkla yararlanılmış. Bu sebeple baharatın tarihi aynı zamanda insanlığın tarihidir diyebiliriz.

Sözlüklere göre bir baharat; tropik bitkilerden elde edilen yoğun aromalı veya aromatik madde, yaygın olan bir çeşni. Global ticaret ağında yeni ticari rotalar yaratmak için taşınan ilk maddelerden biri aynı zamanda..

Baharatın doğum yeri

Baharatın tarihi 7000 yıldan eski. İlk başta Hindistan, Çin ve Güneydoğu Asya bölgelerinde kullanılmaya başlanmış. Anason, nane, kakule, karanfil, tarçın, sarımsak, zencefil, karabiber ve Hindistan cevizinin doğum yeri bu topraklar. Bu baharatlar Arap tüccarlar ve simsarlar vasıtasıyla Mezopotamya, Arabistan ve Mısır’a taşınmış. Tıpkı kimyon, susam, kişniş, dereotu, biberiye ve rezene gibi.

Sonraları Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan Yunanistan ve Roma’ya taşınarak zenginlerin tonla para harcadığı yemek masalarına pek çok egzotik ürünle birlikte gelmiş.

Roma İmparatorluğu baharatlardan dolayı mutfakta, pişirme tekniklerinde bir devrim yaşadı. Toplum olarak yeni tarifler, renkler ve lezzetleri deneyimlediler. Asrın ortasında Avrupalılar doğudaki değerli baharatlara ulaşabilmek için alternatif rotalar bulmayı denedi.

Ünlü İtalyan gezgin ve tüccar Marco Polo, Venedikliler ve Cenevizliler tarafından denetlenen yolda bir rota oluşturdu. Baharatlar pek çok sebepten dolayı dünya ticaret zincirinde en parlak, en ünlü ürün olmuştu. Çünkü egzotikti ve insanların ihtiyacı olan ürünlerin, yiyeceklerin muhafaza edilmesi için gerekliydi ve taşınması kolaydı.

Tarçın Seylan’dan, Sumatra ve Borneo’dan

19.yy’da baharat ticareti oldukça organize hale geldi. Tarçın; Seylan’dan, Sumatra ve Borneo’dan, hindistan cevizi ve karanfil; şimdiki Endonezya’nın takım adalarından biri olan Molük Adası’ndan, zencefil; Çin hindi yarımadasından ve biber; Hindistan’dan dünyaya taşınmaya ve gitgide yayılmaya başladı.

Ana depolama noktası Doğu Akdeniz, Konstantinapol, İskenderiye ve Trabzon’du ve buradaki baharatlar çok uzun yıllar Avrupa pazarlarına bu şekilde taşındı.

Acı biber, çikolata, defne, vanilya

Baharatın kıymetinin farkına varan baharat tacirleri ile Avrupalılar yeni rotalar ve kontrol bölgeleri keşfetmeye çalıştılar. 1492’de Cenovalı denizci ve kaşif Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfinden sonra acı biber, çikolata, defne, vanilya gibi yeni gıdalar temin edildi.

1497’de Hindistan gemi yolculuğuyla Afrika kıtasına ulaşan Avrupa’nın en başarılı denizcilerinden Portekizli kaptan Vasco da Gama’nın seyahati sonrasında uluslararası kontrol yoğunlaştırılarak baharat ticareti kontrol altına alındı. Ardından baharat ticareti üç yüzyıl buyunca tekelleşerek Batı Avrupa tarafından kontrol edildi. Bu ülkelerin ilki deniz ticaretiyle ünlü Portekiz ve İspanya ile geç Hollanda ve üzerinde güneş batmayan imparatorluk Britanya oldu.

18. yüzyılda Kuzey Amerika’nın baharat talebi başladı ve büyüdü. 19. ve 20. yüzyıla gelindiğinde göçten dolayı bu talep gitgide arttı.

Konserveleme ve yemek sektöründeki gelişmeler baharat üretiminin yönünü değiştiriyor

Amerika’da baskın gelen baharat ticareti, bugüne kadarki en büyük baharat ithalatıydı. Buna paralel, konserveleme ve yemek sektöründeki gelişmeler 19. ve 20. yüzyıllar arasında baharat üretiminin yönünü değiştirdi. Baharatlar endüstrileşme sürecine sokuldu ve bisküvi, sos, vitamin, kozmetik üretiminde kullanılmaya başlandı.

Bugünlerde, 21. yüzyılda, küreselleşme baharatları büyüleyici bir şekilde yeniledi.

Amerika, Almanya, Japonya ve Fransa; Hindistan, Endonezya, Brezilya ve Malezya gibi ihracatçı ülkelerden baharat satın alan, piyasanın en büyük ithalatçı ülkeleri.

Baharatlar her yerde bulunabilir, ulaşmak ve satın almak önceki yüzyıla göre çok kolay. Dolayısıyla bu eşsiz kokular, her dönem yemeklerin içeriğine orjinallik ve çeşitlilik katmak için talepkar damaklara sürprizler yaratacak değerli bir ürün olmaya devam edecek.

Gisela Pages
Gisela Pages

Latest posts by Gisela Pages (see all)

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz