banner
kırlangıçbalığı

Baba usulü kırlangıç çorbası

Doğma büyüme İstanbullu hatta Kumkapı doğumlu, Topkapı yetişmeli, Bakırköy olgunlaşmalı bir babanın çocuğuysanız bilirsiniz. O baba içer.

Hele ki o babanın doğumu 1940’ların sonlarına denk gelmişse, memleketin havasındaki savaş sonrası buruk matem acısı yeni yeni atılmaya başlamışsa ve o çocuk o kokuyu içine çekmişse… O baba ki, en geç 15 yaşında soluğu Çarşı’nın ya kuyum atölyelerinde ya da merserize-triko tezgâhlarında çığırtkanlık yaparak çalışmaya başlamışsa bilirsiniz, o baba güzel içer. O baba muhabbeti katık eder rakısına yanına da az ama özü yerinde mezeleriyle.

İşte o yıllarda (1950-60-70) o babalar deli kanlarını Kumkapı’daki, Beyoğlu’ndaki (İstanbul) meyhanelerinin masalarında rakı kadehlerine iki buz atılmak suretiyle tokuştururlarmış. Anlayacağınız üzere babam da bu delikanlılar takımındaki en baş serserilerin başında gelenlerdendi. Babam, o meyhane günlerinde (Kör Agop meyhanesinde takılırlarmış ekseriyetle) meyhane sahibinin “artık muhabbetin demi karardı eve gitme vakti” manasıyla sabaha karşı masaya getirdiği ve içmeye doyamadıkları kırlangıç çorbasını ekim ayına girdiğimiz her yıl evde bize de kaynatırdı.

Sabah kahvaltımız İstanbul’da eskisine oranla az da olsa hâlâ kırlangıç bulunabildiği yıllara dek Ekim ve Kasım ayları boyunca haftada en az iki defa bu çorbadan oluşurdu. Tabii artık kırlangıç bulmak hem zor hem de fiyatlı. Ama şu bereketli, güzelim sonbahar istanbulunun balık mevsiminde bir tas kırlangıç çorbası içip içinizi eski günleri yâd ederek ısıtabilirsiniz. Belki de son şanslı yıllarımız, Balık Pazarı ya da Kumkapı Balık Halinden hâlâ bulunabiliyorken kaçırmayın derim.

Malzemeler:

  • Yaklaşık 1,2 kg ağırlığında bir adet kırlangıç balığı
  • 1 patates
  • 1 havuç
  • 1 soğan
  • 2 yumurtanın sarısı
  • 1 limon
  • Zeytinyağı
  • 8 su bardağı soğuk su
  • Çeyrek demet maydanoz
  • Bir tutam taze biberiye
  • Birer çay kaşığı karabiber, tuz, kimyon, kırmızı biber

Yapılışı:
Balığı balıkçınızda ayıklatmanızı tavsiye ederim. Zira evde ayıklarken içindeki ödemli yumurtayı çıkaramama riskiniz var. Yok illa ben temizleyeceğim diyorsanız, o halde balığınızıN içi yarılıp içerideki organları çıkarılacak. Sonra fazla kanı akıtmak için musluğun altında tutmak suretiyle iyice yıkanacak.

Balığınızı iyice temizledikten sonra önce baş, gövde ve kuyruk kısmından üç parçaya ayırın ve bir tabağa alıp üzerine zeytinyağı, taze biberiye, limon ve taze çekilmiş karabiber ekip dolapta en az bir saat bekletin.

Sonra balığı çıkarıp derin bir tencereye alın. Balığınızı yerleştirip üzerine sekiz bardak suyu boşaltın. Ocağı yüksek ısıya getirip kaynatın. İyice fokurdadıktan sonra altını en düşük seviyeye getirin ve tepede biriken köpükleri bir kepçe yardımıyla dışarıya alın. Bu işlemi tamamlayınca ocağı kapatabilirsiniz.

Balığın suyunu ve balık parçalarını ayrı kaplara süzün. Balık suyunu aldığınız tencereyi ocağa yeniden alıp içine küp küp doğradığınız patates ve havuçları atın ve sebzeler yumuşayana dek kaynatın. Bu arada hafiften soğuyan balıklarınızı irili ufaklı [isteğe göre (biz büyük parçalı severdik: )] didin. Tencerede kalan sebzeleriniz yeterince yumuşamış olmalı. O halde maydanozu ince ince kıyıp ekleme zamanı, bir de sırada terbiyesi var.

Efendim bu yaramaz arkadaşa terbiyesi için bir kâsede iki yumurta sarısını ve bir adet limonun suyunu çırpıp balık suyumuza ekliyoruz, en son balık parçalarımızı da vitamin deposu suyla buluşturuyor ve annemin deyişiyle iki fokurdatıp altını kapıyoruz. Sırada sabır var. Çünkü bu çorba dinlenmeden içilirse haşlamadan farkı kalmaz. Sebat edin, bekleyin ve bu doyumsuz şifa lezzetinin keyfine iyice varın!

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz