banner

Aşure

Kasım ayına girmemizle birlikte Anadolu’da, kentlerde, kasabalarda, köylerde pek çok evde aşure kaynatılmaya başlandı.

Türk- Müslüman geleneğinde bolluğu, bereketi, paylaşmayı simgeleyen aşurenin masalarımızı süslemesiyle pek bir mutluyuz.

Matem ve sevincin sembolü

Aşure kelimesinin Arapça on sayısı anlamına gelen aşr ve âşir kelimelerinden türediği biliniyor. Bu tatlı hakkında çoğumuzun bildiği, Nuh Peygamber’in gemisinin Cudi Dağı’nın tepesinde tufana tutulup karaya oturması sonucu, kurtulanların yiyecek bulamayıp gemide kalan tüm erzaktan bir miktar kullanarak çorbaya benzeyen ve ‘selamet çorbası’ ismi verilen bir aş yani aşure yapılması. Yani yokluktan ve ihtiyaçtan geldiğine inanılıyor.

Dinle ve Nuh Peygamberle ilişkilendirilen bir başka hikaye de Nuh’un gemisinin Muharrem ayının onuncu günü selamete ermiş olması sebebiyle, karaya çıkanlar tarafından bir araya getirilen erzaktan yapılan bir kutlama yemeği olarak simgelenmesi.

Alevi – Bektaşi inancına göre ise Muharrem orucu ve aşure, bir matem geleneği. Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin, Kerbela’da Muharrem ayının onuncu cuma günü şehit edilmiş, bu zamandan sonra aşure, Hz. Hüseyin ve onunla beraber şehit olanların ruhu için pişirilip dağıtılır olmuş.

Türklerde aşurenin bir ayin şeklinde pişirilmesi geleneği Bektaşi inancının bir uzantısı. Dergâh kazanlarında törenle hazırlanan ve dağıtılan aşure, zamanla evlerde pişirilmeye başlanmış, geleneğe özel aşure kapları kullanılmış.

Eskiler Muharrem ayında pişirilen aşureden alınan ilk kaşığa bakla tanesi isabet ederse bunun kişiye bereket getireceğine inanır, bakla tanesi silinip, para kesesinde tutulurmuş. Tarihçi Reşad Ekrem Koçu bakla tanesinin “aşure baklası” ve “aşure parası” olarak para kesesinde bereket tılsımı olarak saklandığını söyler.

Aşure sadece Türk- Müslüman geleneğine ait değil

Dini günlerinde Ermenilerde anuşabur, Rumlarda da koliva adıyla aşure pişirme geleneğine benzer bir tatlı yapılıyor. Ermenilerin “anuş abur” yani tatlı çorba diye adlandırdıkları aşure, yalnız yılbaşı (31 Aralık) ve Hz. İsa’nın vaftiz günü (diğer adıyla Theofania) olan 6 Ocak tarihleri arasında ve Paskalya öncesi büyük perhiz döneminde pişiriliyor. Aynı zamanda Çin’de bir yılbaşı yemeği olarak tüketilen ve “bao zou” adıyla bilinen aşure, bugün konserve şeklinde satılır. Yani aşure sadece Türk Müslüman geleneğine ait olmakla kalmayıp pek çok toplumun gelenekleri arasına girmiş.

Aşurenin malzemeleri

Felsefesi itibariyle elde bulunan her türlü gıda maddesinden yapılabileceği bilinse de aşurenin temel malzemesi genellikle aşurelik buğday, kuru fasulye, nohut, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir, portakal kabuğu, toz şeker, su, süt ve sıvı yağ ile üzerini süslemek için nar, ceviziçi, dolmalık fıstık, kuru incir, kuru kayısı.. gibi yiyecekler kullanılır.

Elinde aşure kasesiyle kapımızı çalan, eskisi kadar fazla komşumuz olmasa da geleneği yaşatmak için aşure yapmak isterseniz yapımı kolay aşure tarifimize göz gezdirin.

Malzemeler:

  • 1,5 su bardağı aşurelik buğday
  • Yarım su bardağı nohut
  • Yarım su bardağı kuru fasulye
  • 2 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı yer fıstığı
  • Yarım su bardağı çekirdeksiz kuru üzüm
  • Yarım su bardağı kuş üzümü
  • Yarım su bardağı süt
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 100 gr kuru kayısı
  • 1 adet nar
  • 4 adet karanfil
  • 1 su bardağı fındık
  • 150 gr kuru incir
  • 1 adet portakal
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi veya yarım çay bardağı gül suyu

Yapılışı:
Tüm tahıllar; buğday, nohut ve fasulye birkaç kez yıkanır ve süzülür. Aşurelik buğday sıcak, diğer tahıllar soğuk suyla bir gün önceden ıslatılır.

Ertesi gün nohut ve fasulyeler üzerini biraz geçecek soğuk suda ayrı ayrı haşlanır. Küçük bir tencerede dilimlenmiş incir, kayısı ve üzümler çok az pişirilerek yumuşaması sağlanır.

Buğday tencereye alınır. Diğer baklagillerden daha çok su çekeceği için tencereye buğdayın yaklaşık 2 katı kadar sıcak su konur ve haşlanır, buğday adeta erir gibi olur.

Geniş ve büyük bir tencerede haşlanan buğday, nohut ve fasulyeler birleştirilir. Üzerini 5 cm geçecek şekilde soğuk su ilave edilir.Tencerenin içine şeker, incir, kayısı, kuru üzüm ve kuş üzümü, karanfil, yer fıstığı, küp küp doğranmış portakal ile portakal kabuğu ilave edilerek kısık ateşte belli bir kıvam alana kadar pişirilir. İncirden dolayı aşurenin rengi kararabilir. Bunu önlemek için tercihe göre yarım su bardağı süt kullanılabilir. Sık sık karıştırılır ve biraz kaynadıktan sonra ateşten alınır.

Kaselere boşaltılan aşurenin üzeri kırılmış fındık, tarçın ve nar taneleri ile süslenir ve servis edilir.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz