banner

Alinazik, cheesecake, mantı yiyerek zayıflamak mümkün!

Diyetisyen Güneş Aksüs, kendi ismini taşıyan ‘Güneş’le Kaçamak Diyeti’ kitabını yazdığından beri ‘diyet’ ve ‘kaçamak’ kelimeleri nasıl bir araya gelir diye merak ediyordum. Diyet denince hepimizin yüzü asılıyor biliyorum. Peki size diyet yaparken çok severek yediğiniz kebap, börek, pasta, mantıdan vazgeçmek zorunda olmadığınızı söylesem? Aksüs ile kitabını ve nasıl olup da her istediğimizi yiyerek zayıflayabileceğimizi konuştuk.

Şahane, iştah açıcı bir kapağı var kitabınızın. Kim seçti?

Ben seçtim. Tatlı daha bir keyfi anlatan, mutluluğu hatırlatan bir şey olduğu için ben de ‘diyet’ ve ‘mutluluk’ gibi birbirine zıt duran olguları içine alan bir şey olsun istedim.

Alinazik, cheesecake, kurabiye, poğaça, açma, mantı yiyerek zayıflamak mümkün diyorsunuz… Peki nasıl?

Bireyde hiçbir sağlık problemi olmadığını varsayalım, kilo problemi var ve zayıflaması gerekiyor. Normalde teorik olarak yapılacak şey kaloriyi kısıtla, eforunu arttır olur. Çok basit bir denklem gibi görünüyor da niye bu kadar basit değil. Bu kadar basit bir şeyi ne oluyor da biz uygulayamıyoruz. Bunun altındaki nedenleri düşünmeye başladım. Kalori hesabının doğru olduğunu düşünmüyorum. Danışanlarımın hayatını takip ediyorum. İnsanların yaşam şekline göre dokunuşlar yapmanın doğru olduğunu düşünüyorum.

Yemekle olan ilişkimiz çocukken oluşturduğumuz karakterle, yaşam tarzıyla ilişkili

Bizi yerken çok mutlu eden şeyler var, kültürümüzle alakalı. Bunları kendimde düşündüm. Çok yiyen, her şeyi yiyen ama hiç oturmayan, sürekli hareket halinde olan bir çocuktum. O zamanlar çiğ köfte, pasta, börek sadece özel günlerde yenen şeylerdi, şimdiki gibi değildi. Yemekle olan ilişkimiz çocukken oluşturduğumuz karakterle, yaşam tarzıyla ilişkili. Yemek yemeyi seven bir ailede yetişen biri doğal olarak o şekilde besleniyor. Kişinin çocukluğundan beri tükettiği yiyecekleri hayatından çıkardığınız zaman kişiye işkence çektirmiş oluyorsunuz. Kişi zayıflıyor ama mutsuz oluyor ve başa dönüyor.

Siz diyorsunuz ki, diyet yaparken canınızın istediği, çocukluğunuzdan beri sevdiğiniz tatlıyı, kebabı, mantıyı yiyebilirsiniz, sevdiğiniz şeylerden mahrum kalmayın ama…

Çok büyük bir baskıdan çıkınca hani canının istediği her şeyi üst üste yemek istersin ya, böyle bir şey yaşamaması lazım diyet yapan kişinin. Bana gelen danışanların yemekle ilişkisini düşündüğümde böyle bir sonuca vardım ve bunun daha kalıcı bir başarı olduğunu gördüm. Çünkü bunu yapabilenler kendilerini sıkı bir diyet programında gibi hissetmiyorlar. Elbette bir listeleri var ama diyorum ki karşımdakine artık elindeki o kağıdın bir anlamı yok, bizim burada konuştuğumuz ve senin hayatını nasıl izlediğimiz önemli. Sen bu hafta yurt dışına veya şehir dışına gidebilirsin, diyetini hayatına adapte edebiliyor olman lazım. Elindeki listeye bağlı kalırsan bu olmuyor. Alinazik mi seviyorsun, Alinazik’i ne sıklıkla yemelisin, onu yediğin günler neyi çıkarmalısın, bunu öğren ve yap ki vücudun unutmasın diyorum.

Daha önce pek çok kez diyet yapmış kişilerde vücut hemen kilo vermeye başlamaz, direnir

Diyet yapan kişi için ilk üç hafta önemlidir. Ben ilk üç haftada listeden çıkmadan bir devam et, üçüncü haftada vücudun zaten ne istediğini anlar diyorum. Örneğin diyet yapan biri her gün saat üçte sütlü kahve içtiğinde vücudu diyor ki haa bugün saat üçte mutlaka böyle bir ara öğün gelecek. Metabolizmanı yavaşlatmadan, vücudunun ne alması gerektiğini öğreniyor olması ve sana güveniyor olması lazım. Özellikle çok sık diyet yapan kişilerde, daha önce pek çok kez diyet yapmış kişilerde vücut hemen kilo vermeye başlamaz, direnir. O zaman vücudun güven duyması için belli bir zamana ihtiyacı var.

Üçüncü haftadan sonra?

Üçüncü haftadan sonra haftada 1 gün kaçamak yapıyor olmalısın. Hiç bozasım yok çok güzel gidiyor böyle devam edelim diyen de var, oh be bir kadeh bir şey içmeyi çok özledim diyen de oluyor. O motivasyon diyeti sürdürmesini sağlıyor çünkü üçüncü haftadan sonra kendini diyette gibi hissetmiyor.

Kitapta geçmişiniz önemli demişsiniz. Kişi daha önce diyet yaptıysa farklı, ilk kez diyet yapacaksa farklı değil mi? Cinsiyete göre bile değişiyor.

Bana ilk defa diyet yapıyorum diyerek gelen yüzde 5’tir. Direnen bir vücut yok, diyet tecrübesi olan bir vücut yok. Yanlış bilgilerle dolu biri yok karşımda. Nedenini bulup çözersek hayatı boyunca bir daha o problemi yaşamayacak demektir. Kişinin nasıl bir diyetle zayıflaması gerektiği kişinin neden kilo aldığına göre değişir Çok fazla yemek yiyen ve çok hareketsiz bir hayatı olan birini düşünelim ya da az yiyordur ama çok dengesiz yiyordur. Dengeli yiyordur ama çok kötü besinler seçiyordur. Kişinin bunu iyice öğrenmesi lazım. Sorun beslenme kısmında mı?

Kendinize vücudunuz cevap vermiyor diye kızmayın

Bazen kişi çok iyi besleniyor ve hareketli yaşamı var ama yine de kilo alınıyor. O zaman metabolik bir sorun olup olmadığına bakılıyor. Hormonal bir sorun, insülin direnci, tiroid sorunu olup olmadığına bakılması gerekiyor. Bir sağlık problemi varsa hem onu toparlayacak hem de yanlış olan ne varsa onu destekleyecek ve değiştirecek bir program hazırlamak gerekiyor. Kendinize vücudunuz cevap vermiyor diye kızmayın. Pek çok kez diyet yaptıysanız vücut direnir. Her yaptığımıza cevap veriyor olsaydı zaten hastalanırdık. Vücut kendini korumak için denediğiniz her yönteme çok hızlı cevap vermiyor. Cinsiyete göre, çalıştığı işe, evde bulunduğu ortama, mutfaktaki alışverişine, nereli olduğuna göre değişiyor. Sağlıklı beslenme programında belli temel kurallar var ama kişi peynir, çiğ meyve yemiyorsa o diyet kişiye göre özel hale getirilmeli.

Antepli birisinin diyetiyle Egeli olanın diyeti birbirini tutmayabiliyor

Yıllarca zeytine ve zeytinyağına ön yargıyla yaşadık. Diyetlerimizden çıkarmaya kalktık. Halbuki öyle değil diyorsunuz…

Zeytinyağı bir beslenme uzmanının ilk vereceği şeydir, zeytinyağı olmadan sofra da yemek de sağlık da olmaz. Ben Aydınlıyım. Sabah kahvaltısında bir kasenin içinde 30 tane zeytin gelir ve o zaten zeytinyağının içinde duruyordur. Zeytini yerken zeytinyağına da ekmek banarsın. Bütün yemekler zeytinyağıyla yapılır. Kızartmalar, sebzeler, köfteler zeytinyağında kızartılır. Tabii bu kadarı da abartı ama dozunda olduğu sürece sorun değil. Her sabah kahvaltıda zeytin yenmelidir. Antepli birisinin diyetiyle Egeli olanın diyeti birbirini tutmayabiliyor. Trabzonlu birisine tereyağından vazgeç diyemezsiniz mesela. Kolesterol sorunu veya tansiyon olduğunda elbette tereyağını kısıtlamak zorundasınız. Zeytinyağının da tereyağının da dozu çok önemli. Diyet yapılacaksa bunları ne kadar kısıtlaması gerektiğini öğrenmesi lazım kişinin. Yağsız, haşlanmış sebze değil mutlaka zeytinyağında pişmiş sebze öneriyorum ben.

Kadın kalp odaklı, erkek beyin odaklı diyet yapıyor

Erkekler gibi diyet yapmalı demişsiniz kitapta, neden? Kadın ve erkek farklı diyet tarzları mı var?

Bana karı- koca, abla- kardeş gelenler var. İkisi beraber geldiği zaman aradaki farkı görebiliyorum. Erkekler çok mantıklı, kadınlar kadar duygusal değiller. İki tarafa da bu hafta nasıl geçti diye sorduğumda, ikisi de bir sebepten dolayı diyetini yapamamışsa kadın cümleye onlarca bahaneyle başlıyor. O kadar duygusal değişimler yaşıyor ki, bunların hepsinden etkileniyor. Yapamadığı için de üzülüyor, çok uzun bir hikâye çıkıyor arkasından. Erkeğe sorduğum zaman bu hafta yapamadım ama önümüzdeki hafta düzeltmem için ne yapmam gerekiyor diye çözüme odaklı, net soru soruyorlar. Duygularını kadınlar kadar çok işin içine katmıyorlar. Hatta ‘aman bozdum bu hafta, arkadaşlarla eğlendik, nasıl düzeltebilirim, hallederim ben’ diye geliyor ve gerçekten sonraki hafta düzeltip geliyor. Mantık ve duygusallık. Biri daha beyin biri daha kalp odaklı diyet yapıyor. Duygularımızı ayıramıyoruz diyet yaparken.

Kitapta baklava ve börek tarifi var. Nasıl olur da biz baklava börek yiyerek kilo verebiliriz?

Ben yemek yapmayı da, yemeyi de yedirmeyi de çok seviyorum. Yedirmemeyi de seviyorum 🙂 Börek ya da baklava her neyse sevdiğin yiyeceği ye diyorum kişilere. Ben keki seviyorum diyelim ama onu daha sağlıklı haliyle seviyorum. Çok yağlı bir böreği sevmiyorum, az yağlı, sebzeli, mercimekli olsun isterim. O böreğin bir dilimi 300-400 kaloriyse ben onun içindeki yağı azalttığımda, light sütle yaptığımda, içine lor peyniri gibi yağsız bir peynir ve bol ot koyduğumda bence daha lezzetli ve sağlıklı oluyor, kalorisi de azalmış oluyor. Keki ve kurabiyeyi tam buğday unuyla yaptığımda -yaptığımız yaş grubuna göre değişir- yetişkinlerde tatlandırıcı, çocuklar için pekmez kullanıyorum. Benim sağlıklı hale getirilmiş tariflerim onlar. Bol yağlı, kızarmış, şekerli tarifler değil.

Çok özel anlarda, yılbaşında, bayramlarda kalori hesabı yapmamak lazım

Şimdiye kadar hiç kimse sevdiğimiz yiyeceklere göre diyet listesi hazırlamadı ya da kaçamak yapabilirsin demedi. Vücudumuzun vereceği tepkiyi çok önemsemedi.. Siz bambaşka bir şey söylüyorsunuz… Peki Antepli, Kilisli, Urfalı, Karadenizli birine bu tarifleri vermek zor olmuyor mu? Antepli birisi nasıl yemesin şimdi o leziz yemekleri…

Onlara, onların mutfağındaki yiyeceklere göre tarifler veriyorum. İlk defa duyduğum bir şey oluyor. Yöresel yaptığımız bir yemek vardır dediğinde hemen tarifini alıyorum, o tarifin içinden ne değişecekse onu anlatıyorum. Bahsettiği yemek çok özel ve yılda bir kez yenen bir şeyse, mesela benim en hayır diyemediğim şey ‘anane ya da babaane yapımı’ yiyeceklerdir. Bu o kadar önemli bir şey ki benim için, o yüzden bu çok özel anlarda, ailenin nadiren bir araya geldiği zamanlarda, yılbaşında, bayramlarda vs kalori hesabı yapmamak lazım. Bu mutluluk veren bir şey değil, başarını da etkileyen bir şey değil. Bu sadece stres yaratacak bir şey. Özel günlerde kendine verilen bu ödülün motivasyonu ne kadar arttırdığını danışanlarımda görüyorum. Tabii sonraki hafta özenli davranmak gerek.

Diyet yaparken kebapçıya gidilir mi?

Gidilir. Diyetisyenlerin hoşlanmadığı şey kebaptaki doymuş yağ bakımından zengin olan etler, çok yağlı. Yağlı bir et yiyip bir de üzerine tereyağı dökmek çok abartı. Diyet yaparken bir öğünde 1500 kalori alıyorsan kebapçıda zaten bir öğünde hepsini alıyorsun. Erkeklerde daha sık duyuyorum. Diyelim bir kase çorba içti kişi, üstüne bir lahmacun yedi beklerken, onun üstüne de yağlı bir kebap geldi, yanına da şekerli bir içecek içti, üzerine de künefe geldi vs. 1500 kaloriyi çok rahat alırsın. Evet kebapçıya gidilir ama bu menüyle olmaz. Çorbayı dışarıda içmeyin diyorum çünkü dışarıda içtiğimiz çorbaların içinde un, krema oluyor. Arada bir tam buğday unundan yapılmış lahmacun, ayran ve bol maydanoz çok iyi bir menüdür. Tam buğday unundan olursa daha uzun süre tok kalıyorsunuz, iştahınızı etkilemiyor. Ya da Alinazik benim çok tavsiye ettiğim bir kebap çeşididir. Çünkü közlenmiş patlıcan, yoğurt, et (kuşbaşı et olarak rica edebilirsiniz) olarak geliyor. Yanına bol yeşillik, varsa bulgur tüketilebilir.

Onun bunun hatırı için birilerini kıramadığımızda kilo alıyoruz

Hem sosyal hem diyette olunur mu?

Elbette olunur. Cuma akşamları genelde herkes dışarıdadır. Çok çalışan, haftasonu da mutlaka sosyal bir şey yaparak rahatlamaya çalışan bir kitle var. Cuma akşamıma dokunma diyen olur, pazar günleri de brunch olur. Erkekler maç izlemek için bir araya geldiğinde genelde pizza söyler, herkes pizza yiyecekken ben roka salatası istiyorum mu diyeceksin. Ben olsam öyle bir ortamda pizza yerim. Zaten haftanın 5-6 akşamı dışarıda yemek yiyorsak, bir organizasyona katılmışsak, konser öncesi bir şeyler atıştırmak gerekiyorsa onun bunun hatırı için birilerini kıramadığımızda kilo alıyoruz, bu zaten kilo aldırıyor. Tüm hafta eğer dışarıda olacağın bir haftaysa içinden 1 veya 2 gün seçeceksin, diğerlerine eşlik edeceksin ama kalan 5 gün boyunca kim ne derse desin diyetini bozmayacaksın, diğerlerine uymak zorunda değilsin. Aralara en az üç gün mola koymamız lazım.

Her teklif edilene hayır deyip sonra bir oturuşta bir kilo baklavayı yerken buluyoruz kendimizi

Hayır demek mi sonra demek mi gerek?

Sonra. Diyeti bozmamak için şimdiye kadar hep hayır diyormuşuz. Sonra fark ettim ki o hayırlar birikiyor ve baskıya sebep oluyor. Biz o stresle her teklif edilene hayır deyip sonra bir oturuşta bir kilo baklavayı yerken buluyoruz kendimizi. ‘Sonra’ demek çok mantıklı çünkü bir baskı yok, bir yasak yok. Yasak olan her şey çekicidir ve biz o yasağı mutlaka bozarız. Sonra dediğinde erteliyorsun ve gerçekten canın çok istediğinde yiyorsun ve zayıflamaya devam ediyorsun.

Arkadaş grubu olarak diyet yapılırsa ekip ruhu olur

Çalışan hanımlar akşamüstü mutlaka bir hamurişi ihtiyacı hissediyor. İşyerlerinde kocaman pasta börek arabaları dolaşıyor beş çayı saatinde. Bunun önüne nasıl geçilebilir?

Saat beşte herkes sözleşebilir ve herkese tost söylenebilir. Bence çok güzel bir ara öğün. Mümkünse tostun içine light kaşar peyniri ya da beyaz peynir kullanılmasını öneririm. Tam buğday ekmeği, çavdar ya da kepek ekmeğinden yapılmış, içi bol maydanozla dolu bir tost son derece doyurucu. Akşam eve gittiğinizde çok hafif bir akşam yemeğiyle günü kapatabilirsiniz ve iş performansını da iyi anlamda etkileyecek bir ara öğün bu. Tostun yerine kitapta tarifini verdiğim poğaçalar, ekmek üstüne bazı malzemelerle yapılmış tarifler var. Bunlar da evden yapılıp götürülebilir. Şekerli olmayan tüm seçenekler buna uygun. Arkadaş grubu olarak diyet yapılırsa ekip ruhu olur, her gün biri görevlendirilerek bir şeyler hazırlayıp getirebilir işyerine.

Ekmekten aldığımız B vitaminleri depresyona karşı koruyan vitaminlerdir

Ekmek… Kitapta ‘Hiçbir çalışma ekmek yiyenlerin şişman olduğunu ıspatlayamaz. Ekmek mutluluğun formülü’ demişsiniz…

Ekmek bizim için enerji kaynağı. Beslenme piramidine de baktığınızda ekmek ve ekmek yerine geçenler aslında tahıl grubu, hem bizim beslenme grubumuz içinde de çok var. Çalışan birisini de, yaşlı, çocuk, hamile birisini de ekmeksiz bir diyet mutsuz ediyor ve depresyona sokuyor. B vitaminleri depresyona karşı koruyan vitaminlerdir. En çok ekmekten, tahıl grubundan alırız. Bir de ekmek doyurucu bir şey ve çok iyi bir tamamlayıcıdır. Ekmekten aldığımız B vitaminleri depresyona karşı koruyan vitaminlerdir. Ekmeğin içinde bulunan lifler o kadar değerli ki bizim için. Bahsettiğimiz tabii ki beyaz ekmek değil tam buğday, özü içinde olan, vitamin kaybına uğramamış lifleri kaybolmamış, gerçek ekmekler.

Bazı diyetisyenler günlük 6 dilim ekmek veriyor, abartı mıdır?

Hayır hiç abartı değil. Benim 8 dilim verdiğim oluyor. Kişiye göre değişir. Sadece makarna ya da kısır yenilen gün ekmek azaltılmalıdır. Dengelediğin sürece sorun yok. Pizza, makarna, lahmacun, börek yiyorsak ekmeği kısıtlamamız gerekiyor. Bunları yiyebiliriz ama tam buğday unuyla olacak. Mümkün olduğunca fazla lifli olacak. B vitamini zihin gücü ve psikolojimiz için çok önemli.

Kitapta insülin direncine de değinmişsiniz. İnsülin direnci şu dönem popüler olan birşey mi, öncesinde neden bilinmiyordu?

Bilmiyorduk, ölçülemiyordu çünkü. 10 senedir Türkiye’de bilinen bir şey. Bu kadar herkesin bildiği bir şey değildi. son 5 yıldır daha çok bilinir hale geldi. İnsülin, şeker ve insülin hormonu arasındaki sorundur.

İnsülin düşmediği sürece kilo almaya devam edersiniz diyorsunuz…

İnsülin direncini kırmak için glisemik indekse göre hareket etmek lazım. Buna göre hareket etmediğiniz zaman insülin direnci tedavi olmadığı için ve kilo alma sebebi insülin direnci olduğu için orda duruyor ve her seferinde kiloyu daha hızlı geri alıyorsunuz.

Glisemik yük önemli

Glisemik indeks de çok önemli değil mi?

Glisemik indeks yiyeceklerin kan şekerini ne hızla yükselttiğini gösteren değer. Çay şekeri dediğimiz şeker 100 birim yükseltiyorsa incir ve muz şekerden daha hızlı yükseltiyor da elma daha az yükseltiyor örneğin. Kan şekerini ne kadar etkilediğini gösterir yani. Glisemik yük önemli. Muz, incir, üzüm, patates ve beyaz unun glisemik indeksi yüksek yiyecekler olduğunu biliyoruz. Eskiden bunlar yasaklanıyordu, artık öyle değil. Son yıllarda deniyor ki glisemik yük önemli. Yani diyette ne yediğin, günlük beslenme programında ne kadar protein, lif aldığın, bu yiyecekleri nasıl bir sıklıkla yediğin önemli. Glisemik indeksi yüksek bir yiyecek, örneğin muz yenmişse başka bir glisemik indeksi yüksek yiyeceği, örneğin inciri o güne koymamak gerekiyor.

‘Hayatın içinde yavaş ve küçük değişiklikler yaparak kilo probleminizi hallederseniz verdiğiniz kiloları geri almazsınız’ demişsiniz.

Diyetten korkuyoruz. Diyet yapmanın gerekliliklerini sıraladığımız zaman on tane başlık var. Diyet dönemi sağlıklı beslenmenin üzerinde daha çok durulduğu bir dönem olduğu için bazı şeylere dikkat etmemiz gerekiyor. Mesela biz su içmeyi bilmiyoruz. Yeterli su içmek, düzenli yemek, gıdaları çeşitlendirmek, nereden nasıl alışveriş yapacağınız, alacağınız abur cuburun niteliği, saat kaçta ne yeneceği, dışarıda olunduğu zaman ne yeneceği, plan yapmak ve sürdürmek önemli. Bu beslenme kısmı. Peki nasıl hareket etmeli? Yürüyecek misiniz, yüzecek misiniz, pilates mi yapacaksınız. Biri size bir şey uzattığında alıp yiyecek misiniz ya da kenara koyup sonra yerim mi diyeceksiniz. Her gün 1 kepçe kullandığınız zeytinyağını yarım kepçeye düşürmek bile bir davranış değişikliğidir. Biz hepsini bir anda değiştirmeye çalışıyoruz, aslında hepsinin yavaş yavaş değişmesi lazım. Örneğin beyaz un yerine tam buğday unu aldığımız zaman o bir davranış değişimi. Senin o gün bir bardak yerine iki bardak su içmen, o güne kadar hiç içmiyorken yeşil çay içmeye başlaman bir davranış değişimi. Yeşil çay metabolizmayı hızlandırdığını bildiğimiz nadir içeceklerden bir tanesi, hem de çok değerli bir antioksidan var içinde, bağışıklık sistemi için çok önemli.

Haftada 1 gün özellikle spor yaptığınız gün kaçamak yaparsanız kilo veriminiz hızlanır demişsiniz…

Hızlanıyor doğru. Hiç diyetini bozmadan giden insanlar var. Kişi genelde 1. aydan sonra kendi sevdiği yiyecekleri, şunu bunu çok özledim diye saymaya başlar. Bazı insanlar da öyle değildir. O kadar motive olur ki bozmak istemez. O kadar doyuyorum ki canım gerçekten bir şey istemiyor derler. Bazı insanlar da arada bir değişiklik yapmayı severler. Tostu çıkarıp yerine kepekli poğaça koymayı vs. Haftada bir gün, kişinin hareketli olacağı bir gün o günün akşamına bir keyif yap ya da o gün brunchta kaçır, ‘özellikle kaçır’ diyorum ama üstüne yürüyüş yap diyorum. Sıfır kaçamaklı insanla haftada bir gün kaçamak yapan insan ya aynı oranda zayıflıyorlar ya da kaçamak yapan daha hızlı zayıflıyor çünkü bu durum metabolizmayı hızlandırıyor. Aslında bizim yüksek kalori aldığımız yiyecekler metabolizmayı hızlandıran yiyecekler. 6 dilim ekmek vediğim kişi zaten doydum diye 3 dilimini yediğinde kilo kaybedemiyor. Her gün iki bardak süt vermişsem 1 bardak içilmişse daha yavaş zayıflıyor insan. Diyetini eksiksiz yapan biri haftada 1 gün kaçamak yapınca çok güzel zayıflıyor.

Mutlu olanlar daha kolay zayıflar

Mutlu olanlar daha kolay zayıflar demişsiniz kitapta. Kilo problemi psikolojiyle mi alakalı?

Çevremdekilere ‘diyet yapmak nasıl bir şey sence?’ diye sorduğumda herkes ‘mutsuzluk’, ‘acı çekmek’ diye tabir ediyor. Çünkü diyet yapmak aç kalmak, aç kalmak da sevdiğin yiyeceklerden uzak durmak ve doğal olarak mutsuzluk olarak aksediyor. Hayatında bir yığın problemle uğraşan birine hadi gel sen diyet yap diyemezsin. Bizi mutsuz eden sebepler var. Bunun karşısında bizi mutlu eden bir insan, yer, yemek, arkadaş, müzik var ama biz onların bir kısmıyla idare etmeye çalışıyoruz. Mutsuz ve gergin olan insanlar diyette de mutsuz oluyorlar. Çünkü sürekli olumsuz mesaj veriyor kendisine. ‘Ben geldim size ama yine yapamayacağımı biliyorum, ben zaten diyet yapmayı beceremiyorum, yemekten vazgeçmek istemiyorum’ diyerek geliyor. Kendini anlatırken bile ‘zaten ben başarısız bir insanım, başarısız bir insan olmaya devam edeceğim’ diye geliyor. Kendini anlatırken bile pozitif cümleler seçmeli insan. Bu yüzden 10 yıldır psikologla birlikte çalışıyoruz. Diyet yapıyorsan ve olmuyorsa konu psikolojiyle ilgili de olabilir. Psikologla görüştükten sonra altından inanılmaz hikâyeler çıkıyor, bazen kişiyi durduran bir düşünce ya da geçmişinde yaşadığı bir şey ortaya çıkıyor, bazen travmatik bir şey çıkıyor, bazen çok duygusal, kişinin fark etmediği ama o sırada fark ettiği bir şey ortaya çıkabiliyor. Bizim işimizi psikolojiden ayıramayız.

Fotoğraflar: Yeşim Mutlu

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz