banner

Harbiyiyorum’dan Her Şeyin Başı Blog!

Türkiye’de internet kullanan ve googlelayan üç kişiden biri mutlaka bu siteye denk gelmiştir. Harbiyiyorum.com. Salih Seçkin Sevinç’in 2009 yılında bloglamaya başladığı site ‘Antep’te en güzel kebap nerede yenir’den tutun da ‘İstanbul’da sufle yiyeceğiniz mekanlar’a kadar nerede ne yenir diye aradığınız her şeye cevap veriyor.

Zira yıllardır hangi şehre gitsem Harbiyiyorum’un önerilerine göre liste yapıp yola koyuluyorum. Salih ile sohbetimizin konusu ise çıktığı hafta ikinci baskıya giren ‘Her Şeyin Başı Blog’ kitabı. Nasıl blog yazacağını bilmeyen veya bilip de üşenenlere, erteleyenlere sesleniyor Salih: “Hemen açın. Ertelemeyin. Bugün açmazsanız, yarın çok geç. Net.”

Nasıl bilgisayarın başına geçtin ve ben ‘Harbiyiyorum’ diye bir blog açmaya karar verdim deyip bloglamaya başladın?

2009 yılının Ağustos ayıydı. Gaziantep’e bir iş gezisi için gidiyordum. Doğal olarak internette nerede ne yiyeceğimi aradım. Ancak çıkan sonuçlar hep çok dağınıktı. Daha önce de bloglarla -hasbel kader- ilgilenen biri olarak kendi deneyimlerimi blogta derlemeye karar verdim.

Blog öncesi hangi alanda çalışıyordun? Blogtan sonra bir değişiklik oldu mu?

Blog öncesi Dijital Pazarlama Ajansımız vardı. Blogtan sonra da devam etti.. Bir değişiklik olmadı yani. Blog daha çok hobi olarak başlayan bir süreç oldu bende. Çoğu blogger da da durum benzer aslında.

2012’de Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya kitabını yazdın. O günden bugüne ne değişti sosyal medyada?

Aslında kitapta genel hatlarıyla çizdiğim çerçeve hiç değişmedi. Mecralar değişecek demiştim ve de gerçekten de değiştiler. Ama sosyal medyada iletişim biçimi, hız değişmedi. Şu günlerde de Instagram popüler. Ama insanların kafası iyice karışmaya başladı. Mobil cihazlarımıza ve sosyal medyaya resmen bağımlı hale geldik. FOMO (Fear of Missing Out – Yoksun Kalma Korkusu) isimli yeni Psikolojik hastalıklarımız var artık 🙂

Blog yazmak zor iş mi? İlla çok iyi yazmak, çok iyi fotoğraf çekmek, imla hatası yapmamak mı gerek?

Blog yazmak ciddiye aldıkça zor bir iş evet. Ama özendiğin için zor aslında. Yoksa çok kolay. Herkes 3 dakikada e-mail hesabı açar gibi blog açıp hemen dilediğini yazmaya ve bunu bütün dünyaya duyurmaya başlayabilir. Zamanla yazı dilinde, imla konusuna dikkatte daha iyi hale -ister istemez- geliyorsunuz.

Blog açmak için kişinin veya bir şirketin para harcaması gerekiyor mu? Bir yatırım gerekli mi bunun için?

Aslında teknik olarak hayır. Ama çoğu firma kendi sunucusunda ve de kendi alan adı altında blogunu görmek isteyeceği için bir miktar para harcaması gerekiyor elbette. Aksi halde amatör hissedecekler. Ama bence hiç gerek yok. Hatta sıkıntısı daha fazla. (Güvenlik, barındırma, webmaster ihtiyacı v.b.)

Kişilerin veya firmaların web’deki varlığı neden önemli? Sadece web sitesi açmış olmak hedef kitleye, potansiyel müşteri veya takipçilere ulaşmayı sağlar mı?

Websiteleri durağandır, bloglar dinamik

Firmaların web sitelerini eskiden tanıtım materyalleri olarak başı çeken broşürler olarak görebiliriz. Zaten websiteleri de iyi hazırlanmış birer dijital broşürdür. Lakin statik yapılardır. Durağanlardır. Bloglar ise dinamiktir. Günümüzde siz bilgiyi bulmazsınız, bilgi sizi bulur. Bu yüzden dinamik içerik üretebilmek önemli.

Blogsuz kurum veya birey hayalettir

Bir firma veya kişi neden bir bloğa sahip olmalı ki? Hayat böyle güzel akıp gidiyor işte 🙂

Blogsuz kurum ya da birey her ne iseniz internette biraz hayaletsiniz de ondan. Evet, hayat kısa ve kuşlar uçuyor 🙂

Firma sahipleri veya şirketlerin üst yöneticileri internette blog ile varolmanın ne anlama geldiğinin farkındalar mı? Yoksa deneme yanılma sürecinden mi geçiyoruz?

Farkında değiller. Deneme yanılma aşamasına gelmeye biraz daha zamanları var hatta. Onlar için bloglar ev hanımlarının yemek tarifi verdiği prestiji düşük internet mecraları hala. Hatalarını anlayacaklar. Geç olacak.

Kitapta bloğa girilen yazıların sürekliliğinden söz ediyorsun. Vakit olmasa da, ayda bir yazı girebilecek olsan da her ay o yazıyı gir diyorsun özetle. Süreklilik neden önemli?

Çünkü bu işte en zor olan şey “Sürdürülebilirlik”. Uzun vadede bir sürü havlu atan blogger gördüm. İşi sürekli kılmak çok önemli. Ben de süreç hep akmasa da damlar şeklinde işledi. Aslında Harbiyiyorum.com’a yazdığım yazılar hala öyle…Akmasa da damlıyor. Her ay muntazam iki yazım mutlaka var.

İş dünyasındaki en önemli kelime ‘inovasyon’… Sen de ‘İşinizde inovasyon arıyorsanız hemen blog maceranıza başlayın’ diyorsun… Neden, açabilir misin?

Disiplinli bir şekilde içerik üretmek inovasyon kültüründe ustalaşmanın da temeli

İnovasyon bir anlamda yeniliğe ve keşfe hazırlık demek. Ama yenilik için önce disiplinli bir şekilde çalışmak gerekiyor. İçerik üretimi kreatif bir süreç. Bir içerik oluştururken aklınıza mutlaka yeni fikirler gelir. Yani disiplinli bir şekilde içerik üretmek inovasyon kültüründe ustalaşmanın da temelini oluşturuyor.

Başarılı bir blog oluşturmak için dikkat edilmesi gereken en önemli 3 şey nedir?

Sürdürülebilirlik, Fayda, Samimiyet

Blog yazmak kişisel olarak kişiye ne sağlar?

Sadece blog gelişmez, blogla beraber kişinin kendisi de gelişir. Birey geliştikçe blog da gelişir. Sürekli biribirini geliştiren bir sistemden bahsediyoruz burada. Sanki kişisel koçunuz gibi. Eh bu da güzel bir şey değil mi?

Blog açmayı planlıyoruz ama uzantısının ne olması gerektiğine karar veremiyoruz. Kitapta birkaçını önermişsin ama en prestijlisi hangisi? İlla com ile mi bitmeli sonu?

Hiç şart değil. Mühim olan ürettiğin içerik. Com olur Net olur, Co olur, Lo olur… İçine ne koyduğun ve ne kadar koyduğun önemli.

Firma web sitesinin içinde bir blog başlığı açtığında nasıl rasyonel fayda sağlar? Pazarlama müdürü bu blogdan sağlanan verimi yöneticisine nasıl raporlar?

Sitenin trafiği artar. Organik aramalarda site yukarıya çıkmaya başlar. Hizmet alanı içerisindeki içerikler çoğaldıkça kurum gittikçe sektörde kanaat lideri olarak algılanmaya başlar. Sıkça sorulan sorular kısmına bir cevap havuzu oluşur. Daha da sayarım ama bunlar yeter…

‘Herkes gider blog kalır’ kitaptaki önemli bir tespit. Bazıları buna katılmıyor, farklı sosyal medya mecralarında iletişim yürütmenin daha kalıcı olduğunu savunuyor, sen neden böyle düşünüyorsun?

Antropoljiik gelişiminde insan beynine daha uyumlu bu birincisi. Çünkü ister istemez bloglar hikaye örgüsü oluşturur. Kurumlar bugün bütün strateijlerini “Geçici Otonom Bölgeler” olan ve zaman akışında uçucu içeriğe sahip sosyal medya mecraları üzerinden yürütüyor. Bu suya yazı yazmak gibi. Popüler kültürü besliyor ama nitelikli içerik anlamında pek bir çaba yok. Ayrıca bugün “Facebook, Twitter, Youtube” ülkemizde yine yasaklandı. Instagram da giderse vay ki onların haline vay vay. (Bu yasaklamanın rahatça yapılabilmesi için yasa çıkmıştı hatırlarsınız) Ne zaman açılır, kim bilir? 🙂 Bugün tekrar #herşeyinbaşıblog demekle ne kadar doğru bir tespit yapmış olduğumu anladım.

Kitapta orjinal içerik üretmekten söz etmişsin ki bence en değerli şey ‘özgün içerik’. Bir yerlerden copy paste yaparsak ne olur bloğumuzun veya sitemizin hali?

Çok bir şey olmaz. Google baba tarafından kredi notunuz A pozitiften durağana alınır sadece 🙂 Şaka bir yana… Copy paste ilgili içeriğe göre kimi zaman gerekli olabilir. Huy edinmemek lazım.

Bloglar için en kilit, en anahtar soru gelir modeli. Diyelim bir blog yazmaya başladım, kim beni nasıl fark edecek de para kazanacağım. İnsan blog yazarak hayatını idame ettirebilir mi?

Türkiye’de süreç aslında henüz başlarında. Bir balon var orası gerçek. Hayatı idame ettirilecek paralar kazanılmıyor. Blogger-lık aslında bir meslek olarak dönüşüm evresinde ama öncüleri olarak bizler birçok şeyle mücadele etmek zorundayız. Belki bizi takip eden jenerasyonlar daha rahat kazanacaklar. Sadece blog yazısı yazıp siteye reklam alarak gelir modeli oluşturmak biraz zor. Yine de gazeteciliğin erken evre gelişimine benzer bir sürece girdik denilebilir. Yani bloggerlara basın mensubu eşdeğeri bir davranış gösterilmeye başlandı.

Kitapta kurumsal iletişimcilere ‘altın değerinde nasihatler’ vermişsin. Türkiye’de kurumsal iletişim departmanlarında çalışan kişiler yani ‘bloggerların potansiyel iş ortakları’, bloggerlarla nasıl iletişime geçeceklerini, nasıl sürdürülebilir bir iletişim sağlayabileceklerini bilmiyor mu?

Bilmiyor ama gün geçtikçe öğreniyor 🙂

Markaların pazarlama, pr ve dijital iletişimlerini yürüten ekiplerin bloglar özelinde önemsemesi ve üzerinde düşünmesi gereken en önemli şeyler neler?

Bloggerlarla iletişime konvansiyonel medya ile iletişime geçer gibi geçmemeliler. Herkese “Basın Bülteni” gönderelim dönemi çok eskilerde kaldı artık. İletişime geçecekleri bloggerların bloglarını takip etsinler. Yazılarına yorum yazsınlar ve bloggerlarla ondan sonra iletişime geçsinler.

Blogger geleneksel medyaya karşı ayakta durup “Ben de varım!” demeli

Sen bloğunda nitelikli içerik paylaşayım diye göbeğini çatlatıyorsun ama hiç sıkılmadan, çekinmeden insanlar senin yazdığını veya çektiğin fotoğrafı ulusal yayın yapan bir mecrada/gazetede kullanabiliyor. Bu anlamda bloggerların telif haklarını koruyan bir sistem mevcut mu Türkiye’de? Sen bu durumu en somut haliyle yaşayan kişilerden birisisin.

Hayır mevcut değil. Ama telif hakkı konusunda mücadele etmelerini tavsiye ediyorum. Ama bunu hashtaglerle sosyal medyada gerçekleştimesinler, gerçek hukuki süreçle mahkemeye taşısınlar. Neticede bizim attığımız adımlar gelecek nesillere ve sonraki mahkeme kararlarına da örnek teşkil edecek. Bir kazanç olmasa da blogger kesinlikle geleneksel medyaya karşı ayakta durup “Ben de varım!” demeli. Kendini göstermeli.

Üniversitelerde sosyal medya ve blog yazma üzerine eğitimler veriyorsun? Gençlerin ilgisi nasıl bu dünyaya?

Son derece yoğun ilgi var. Ama üç aşağı beş yukarı herkesin derdi aynı. “Nasıl başlayacağımı bilemiyorum” ve “Zaman bulamıyorum”. Sosyal medya konusu ise iyice muamma… Fırsat sitelerini sosyal medya mecrası olarak gören danışanlarım var benim. Bu yüzden şu sıralar ağırlıklı olarak sosyal medyanın teorik ve felsefi alt yapısı ile bilgi güvenliği konuları üzerine daha fazla eğiliyorum. Eğitimlerimde de bu konu üzerine daha çok vurgu yapıyorum.

Bir de Bahçeşehir Üniversitesi’nde ziyaretçi eğitmen olarak bu dönem “Mobil Pazarlama” dersleri anlatıyorum. Sanırım bu da üçüncü kitabın konusu olacak 🙂

Blog açmak isteyenlere ve erteleyenlere önerin?

Hemen açın. Ertelemeyin. Bugün açmazsanız, yarın çok geç. Net.

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

Comments are closed.

Menümüz