banner

101 Lezzet Festivali’nden izlenimler

Vakitsizlikten, seyahatlerden geciken bir yazı ama en azından gelecek seneye not düşmüş olalım…

101 Lezzet Festivali’nden izlenimler

Yemeyi içmeyi seven, sosyal yaşantısında farklı lezzetlerin peşinden giden gastronomi tutkunları, geçtiğimiz Nisan ayında 4.sü düzenlenen Time Out 101 Lezzet Festivali dolayısıyla Esma Sultan Yalısı’nda bir araya geldi.

Festivali duyuran yazımda, geçen yıl festivalin kalabalık, sıkışık, karmaşa halindeki ortamını epey eleştirmiş, bu yıl gidip gitmeme konusunda kararımı veremediğimi söylemiştim. Madem o kadar eleştirdim, bu yılki durumu başkalarından dinlememek ve kendi gözlerimle görmek için erkenden festival alanında olmalıydım.

Bu yılki Time Out #101lezzetfestivali tek kelimeyle ‘enfesti’…

Önceki yıl Sait Halim Paşa Yalısı’nda düzenlenen festivalde alan dardı, bu sefer bu dezavantaj yerini geniş ve rahat dolaşılabilecek, insanları yönlendiren standlara dönüşmüştü, dolayısıyla hiç kimse sıkışmadı, birbirini itmedi, terlemedi. Geçen yıl ağzıma sokacağım tadımlık yiyecek dirseğime birinin çarpmasıyla burnuma gelmiş, içeceğim şarap yine dirseğime çarpan biri tarafından engellenmiş, keyiften çıkıp eziyet halini almıştı. Bu yıl birbirini tanıyanlar, yeni tanışanlar durup sohbet edecek alana da, rahatlıkla yemek yiyip şarap ve bira içebilecekleri atmosfere de sahiplerdi.

Öncelikle; pişirme düzeneği -mecburen- dumana sebep olan Develi, Black Angus, Baba Söğüş, Any gibi mekanların standı deniz kenarına alınmıştı. Böylelikle katılımcılar dumandan asgari düzeyde etkilendiler. Diğer yandan, daha kapıdan girer girmez insanları yönlendiren stand kurulumu, alanın bir karmaşa yaşanmadan gezilmesine, her standın başında durup yemekler hakkında bilgi almaya, soru sormaya olanak tanıdı.

Girişte20160424_133050-01 Cezayir, Los Altos İstanbul, Shangri La Palace, Cezayir Restaurant, Fıccın, Sabırtaşı, Veranda Pera, Duble Meze, Mari Restaurant gibi mekanların lezzetlerini tadanlar, rotayı deniz kenarındaki kebap, pide, sakatat, hamburger sunan mekanlara çevirdi. Oradan dönenler ise karşılarındaki Colonie, St. Regis, Gram, Avantgarde gibi mekanların standında tadımlık ikramlardan denediler, çıkışa doğru Upper Crust Pizza, Girandola Gelato, Sırçaçı 14’ün sunumlarını tattılar. Tuborg ve Red Bull’un sınırsız dağıttığı içecekler de gezenlerin gün boyu ferahlamasını sağladı.

Tatlı ve kahve bölümü ise yalının iç bölümünde ve birinci katında daha serin bir alana kurulmuştu. Grandma, Kronotrop, Le Fırın, Brew Lab, Hacıbekir Lokumcusu, Cemilzade, Kekperisi, Erenköy Şerbeti, Big Dessert gibi markalar ziyaretçilerine lezzetlerini tattırıyorlardı.

Geçen seneki izdihamın 2016’da yaşanmamasının sebebi, kuvvetle muhtemel bilet fiyatlarında geçen yıla göre yaklaşık yüzde 45 artışa gidilmesiydi. Rakam pek çok kişiyi rahatsız etse ve sosyal medya üzerinden karalama kampanyası yürütülse de belki de olması gereken buydu. Bedava yemek yemek için değil, gerçekten lezzetin peşinden giden, farklı tatlar denemek için orada bulunan kişiler vardı. Zira bir şeye tutkunsanız ne yapar eder orada olursunuz değil mi? Kültür sanat alanında çok sevdiğimiz yabancı sanatçılar veya müzikaller ülkemize geldiğinde yüksek bütçeli biletleri satın aldığımız gibi burada da yaşam biçimi yeme içmeye odaklı olanlar 196 TL’lik bileti alıp gelmişlerdi. Bazen kapıya gittiğimde akşamüzeri kapıdan bilet alıp girmek isteyen ama rakamı duyunca girmekten vazgeçen kişileri görünce rakamların haklılığını anladım. Yani yoldan geçerken ‘burada bir kalabalık var, hadi girelim, eğlenelim, yemek de yeriz, sonra parti varmış, ona katılırız’ kafasında olanları değil, sahiden orada olmak isteyenleri, soru soran, ne yediğini merak edenleri ağırladı festival.

Geçtiğimiz yıldan aklımda kalan bir başka detay da pek çok standın güneş altında kalmış olması ve bazı mekanların şeflerinin bu duruma isyan edip alanı erken terk etmesiydi. Bu yıl her mekanın gölgede olmasını sağlayacak ve muhtemel yağmura karşı koruyacak branda- şemsiyeler konulmuştu. Gelenleri ve standlarda çalışanları güneşten koruyan brandalar, festivalin son bir saatinde toplanan mekanları da ıslanmaktan kurtardı.

Bana kalsa; festival tıpkı yurt dışındaki gibi stadyumlarda, şehrin göbeğindeki meydanlarda, devasa parklarda olsun ve her şey standlarda satılsın, giriş ücreti olmasın, isteyen istediğini satın alsın isterdim. Satılan yemek, mekandaki orjinal rakamdan değil, ulaşılabilir rakamlardan sunulsun… ama ne yazık ki bunu Türkiye’de yapmak mümkün değil. Neler olabileceğini az çok kestirebiliyoruz.

Fark ettiyseniz pek yemeklerle ilgili yorum yapamıyorum, günün sonunda video çekmekten pek de fazla bir şey deneyemedim diyebilirim. Hatta bir şeyler atıştırır, sonra tatlı standlarından bir şeyler tadarım demiştim ama gittiğimde full dolu olan standlardaki tatlılardan eser kalmamıştı. 🙂

Özetle; bu yılki festivale emeklerinden dolayı tüm festival ekibi çalışanlarını kutluyorum…. Bana göre tek sıkıntı, festival sonrası yalının içinde verilen partide alkolün sınırsız olmasıydı. Zira alkolün sınırsız olduğu yerde eğlence herkes için eşit düzeyde mutlu geçmiyor 🙂

Time Out 101 Lezzet Festivali 2016’ya ilişkin videom yakında Youtube Kanalımda olacak. Abone olmayı unutmayın 😉

Etiketler İlgili
Bu haberlerde ilginizi çekebilir..
Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menümüz